IMG_9519Aromatik bitkiden bahsedince, damıtmasını anlatmamak olmazdı. Bu nedenle, Çiftçi Kulüp olarak bir damıtma tesisini gezdik ve gördüklerimizi sizlere aktarmak istedik.

İşletmenin sahibi Mehmet GENER bizlere hem tesisini gezdirdi. Hem de Aromatik Bitki pazarı ile ilgili ilginç bilgiler verdi. Bilgiler o kadar ilginç ki;

İşte anlattıkları..

Gemi makine operatörüyken, 1990’lı yıllarda bir arkadaşının teşviki ile “aromatik bitki damıtma” işine girmiş. Tesisi kurmadan önce, Anadolu’nun her yerini karış karış gezmiş, nerede ve hangi bölgede ne tür bitkiler yetişiyor öğrenmeye çalışmış. Bitkiyi tanımış. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde hocalardan ciddi teknik bilgi desteği almış.. Pr.Dr. Kemal Hüsnü Can BAŞER, Pr.Dr. Neşe KIRIMER ve Doc.Dr.Mine KÜRKÇÜOĞLU’nu hala şükranla anıyor..

Avrupa’yı gezmiş, orada kurulu bulunan lavanta damıtma tesislerini incelemiş, büyük bir hevesle tesisini kurmuş ve çalışmaya başlamış.. Türkiye’nin her yerinden gelen 65’den fazla bitkinin yağını çıkartmış. Önceleri her şey çok iyiydi. Yılda 35 ton civarında yağ elde ediyorduk. Bir ton yağdan 14 – 16 kg. arası yağ çıkartıldığı düşünülürse, ne denli üretim yaptığımız daha kolay anlaşılır diyor..

Sonra sorunlar başlamış, üretim her geçen gün düşmüş..

Anlattıkları o kadar önemli ki;

Şu anda ülkemizde ciddi çalışan 5 – 6  Damıtma(Distilasyon) tesisi var. Bu tesislerin çoğu gerçek kapasitesinin çok altında üretim yapıyorlar yada hiç yapamıyorlarmış..IMG_9516

Bunun en önemli sebebi ise aromatik bitki varlığını artıracak en küçük çalışma yapılmazken, mevcut varlık, her geçen gün bilinçsiz ellerde yok ediliyormuş.

Sektör o kadar bilinçsiz ellerde ki; ürüne katma değer yaratmak yerine çok küçük karlarla ve hiç işlemeden adeta yabancı alıcılara yok parasına peşkef çekiliyormuş..

Aromatik bitkinin üretici dışındaki pazarlama aşaması maalesef ülkemizde sorunludur.. Bu işi yapan büyükler kazançlarını üretici ile paylaşmayı sevmiyor.. Hep kendilerini kazanmak istiyor, bu nedenle, üretim-yetiştirme aşamasında ciddi bir altyapı oluşmuyor diyor..

Sektör hileye o denli müsait ki; kendilerinin damıtarak teslim ettiği bir kilogram aromatik bitki yağı, piyasada on kilogram olarak satışa sunuyorlarmış..

Damıtma işi ciddi bir iştir. Uzun yıllara dayalı tecrübe gerektirir. Oysa ülkemizde maalesef, standartları uygun olmayan tesislerde ve uzman olmayan kişilerce öyle kötü yağlar üretiliyor ki, adeta bir kaynağın heba edildiğini söylüyor.  Bu nedenle, yerli büyük tüketiciler bile, yerli üreticilerden yağ almak yerine çok daha yüksek fiyatlarla yabancı üreticiden ve markalı ürünler almayı tercih ediyormuş..

IMG_9515Tıpkı Fransa’da, İtalya’da olduğu gibi, aromatik bitkiyi doğal ortamlarından kurtarıp, çiftçinin yetiştiriciliğine bırakmak ve tıpkı oralarda olduğu gibi, kooperatifler öncülüğünde, üretim, damıtma ve pazarlama üçgenini oluşturmak gerekiyormuş.. Bozuk ve tarıma elverişli olmayan araziler dahi bu yolla üretime kazandırılabilirmiş..

Aromatik bitkiyi sadece yağ olarak anlatmak onu anlatamamak demektir. Aromatik bitki tarım yem ve ilaçlarında, tıbbın hizmetinde, kozmetik ve yeme içme sektöründe, böcek koruyucu  ve daha bir çok alanda yoğun olarak kullanılıyormuş.

Dünyanın pek çok yerinde, sağlık turizminde ve spa merkezlerinde aromatik bitki kullanılıyormuş ve ülkemizde de kullanımının yaygınlaştırılması gerekiyormuş..

Böylesine bir varlık cennetinde, ülkemiz önemli bir aromatik bitki yağı ithalatçısıdır. Bu mutlak surette önlenmeli ve Türkiye bir ayıptan kurtarılmalıdır diyor.

Dünyanın en önemli aromatik yağlarından birisi portakal ve limon yağıdır. Oysa bölgemiz olağanüstü bir narenciye üretim bölgesi olmasına rağmen, portakal ve limon yağı elde etmek için yapılmış tek bir çalışma, atılmış tek bir adım yoktur diyor..

Share

leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*