Öykü bir fabrika da başlar.

Fabrika’nın sahibi Türkiye’nin en önemli iş adamlarından birisidir. Çiftçi kökenlidir. Fabrikanın bir bölümüne kurduğu 30 büyük başlık küçücük bir  işletmede fabrika çalışanlarının süt ve yoğurt ihtiyaçlarını karşılanmayı amaçlar. Fabrikaya her gelişinde ilk görmek istediği yer süt  ineklerinin olduğu bölümdür. Saatlerce onları seyreder, gelişmeleri ile ilgili düzenli ve sürekli bilgiler alır. Sonra fabrikanın diğer bölümlerine geçer.

Ancak bir süre sonra şikayetler başlar. Hayvancılığın hem fabrikanın iştigal konusu ile ilgisi yoktur, hem de mevcut hali ile karlı değildir.

Bu nedenle fabrika yetkilileri; ya kapatalım, yada büyütelim derler.

Kısa bir süre sonra fabrika sahibi, fabrikanın yetkililerini çağırır. “Hayvan bölümü ile ilgili öneriniz vardı. İşte size fırsat. Fabrikanın hemen yanında 60 dekarlık bir arazi satın aldım, işi büyüteceğiz” der..

Hemen çalışmalar başlar. Bu küçücük arazide  ülkenin en büyük çiftliğini kurmanın ilk adımları atılır.

Yıl 1998’dir ve o tarihlerde Ziraat Bankası tarafından verilen Tip Projelerde kapalı hayvan işletmeleri teşvik edilmekte ve sadece bu tür çiftlikler kredilendirilmektedir. Fakat bu tür işletmecilikte bir yanlışlık vardır ve Türkiye’deki bilgilerle yetinilmez, Hollanda, Almanya, İtalya ve İsrail’de bulunan ve bugüne kadar kurulmuş en modern hayvan çiftlikleri tek tek gezilir. Konunun uzmanları ile görüşülür. Raporlar hazırlanır ve Türkiye’ye dönülür.

Görülür ki, kapalı model hayvan ahır işletmeciliği yanlıştır ve bu tür işletmeler hayvan sağlığına ve verimliliğine uygun değildir. 60 dekarlık bir arazi düşünülen projeye  uygun ve yeterli değildir. İyi bir işletme de her hayvan için 4 dekarlık bir arazi olacak 1000 hayvanlık bir çiftlik kurmak için de en az 4000 dekar araziye ihtiyaç vardır.

Avrupa’nın en önemli merkezlerinde incelenen büyükbaş hayvan çiftliklerinden edilen bilgiler doğrultusunda işletme modeli belirlenir, projeksiyonlar hazırlanır, arazi satın alımları başlar ve açık işletme tarzı havyan barınaklarının ilk temelleri atılır.

Çiftlik bünyesinde süt besiciliği yapılacaktır. Ancak büyük işletme modeli yerine çevre üreticilerle birlikte üretim  modeli tercih edilecek, elde edilecek düveler, açık işletme tarzı çiftlik kuran çiftçilere verilecek, bu yolla bölge çiftçileri süt hayvancılığı yapma konusunda teşvik edilecek ve hem işletme içerisinde, hem de çevre çiftçilerce üretilen sütün soğuk zincir içerisinde  alınması yolu ile  süt ve süt ürünleri  işletmeciliği modeli tercih edilecektir.

Yine bir kısım bölge çiftçileri silajlık yem bitkisi üretmek üzere teşvik edilecek, çiftlik ise sadece süt işleme işine yoğunlaşacaktır.

Çiftliğin ilk temelleri süt işletme modeline uygun olarak atılır. Yapılan tesisler Avrupalı çiftçilerin çiftliklerinden geri değildir. Hatta bir çok alanda onlardan ileridir. Kurulan ahırların alt bölümlerine kurulan kanal sistemleri ile hayvan dışkıları gübre silolarına taşınır. Bu bölümde sulandırılır, zenginleştirilir ve çiftliğin en uzak bölümlerinde bulunan tarlalarına kadar taşınır.

Bunlarla da yetinilmez. Dünyanın neresinde bir tarım fuarı varsa, o fuarlar takip edilir. Her yenilikten haberdar olunur. Çiftliğin ihtiyacı için gerekli her türlü ekipmanlar satın alınır ve modern teknikle üretim başlar. En gelişmiş traktörler, silaj makineleri, arazi işleme ekipmanları, gübre işleme makineleri getirilir. Pivot ve damlama sulama sistemleri kurulur. Toprağın nem ve diğer ihtiyaçları bilgisayar sistemleri ile tespit edilir ve ona göre sulama ve gübrelemeler yapılır. Süt sağım üniteleri ve süt işleyecek, peynir, yoğurt, ayran, tereyağı yapacak tesisler kurulur. Bunların çoğu ilktir. Damlama sulama sistemleri, pivot sulama sistemleri, silaj yem sistemleri o tarihlerde Anadolu’da bilinmemektedir. Bu yönleri ile hayvan çiftliği bölge çiftçisi için hem ilkleri gördüğü, hem de eğitim aldıkları bir yer haline gelir. Çiftlik ile birlikte bölge hayvancılığı da hızla büyümeye başlar.

Büyüme o denli büyüktür ki; son yıllar ekonomistlerinin dediği gibi adeta “hormonlu” bir hal alır. Yine ekonomistlerin dediğine göre büyüme kabul edilebilir ölçülerde olmalıdır. Kabul edilebilir ölçülerin ötesinde büyüme sorunlu bir büyümedir.

Çiftlikte hem hayvan sayısında, hem çiftlik işletmeciliğinde, hem de arazi büyümesinde hedeflerin çok ötesine geçilmiş, hayvan sayısı büyük ölçeklere ulaşmış ilk sorunlar da bu büyüme sonrasında kendisini göstermeye başlamıştır.

Bu büyüme esnasında, üretimi yapılan düvelerin bölge çiftçilere verilmesi ve onların da üretime dahil edilmesi gibi bir sistemin ihmal edilmesi, süt üretiminde standardın sağlanamaması, sütün bölgeden işleme alanlarına taşınmasında sorunlar yaşanması, soğuk zincirin oluşturulmasındaki eksiklikler, hedeflenen süt üretim kapasitesine ulaşılamaması hataların sadece bir kısmıdır.

İşletmecilik önemli bir faaliyettir ve işletmelerin faaliyetlerini sürdürmek ve amaçlarına ulaşmak için kullandıkları bir çok fonksiyon vardır. Bunlar, yönetim, pazarlama, üretim ve finans fonksiyonlarıdır. Dolayısıyla mükemmel bir işletme olabilmenin tek yolu, işin uzmanlarından oluşan iyi bir yönetim, tüketici ihtiyaçlarına uygun, kimliği olan, iyi ve kaliteli bir ürün zinciri, ürüne katma değer yaratacak doğru pazarlama ve uygun temin edilen finanstır.

Bu fonksiyonlardan birisinin bile aksaması halinde o işletme değer kaybedecek, kaliteli üretim yapamayacak, sonuç zarar olacaktır.

Nihayet çiftlikte bir süre sonra işler tersine döner. Devasa arazi kontrol edilemez hale gelir. Hayvan bakım hizmetlerinden, süt üretimine, yem bitkisi işlenmesine kadar her alanda sorunlar baş gösterir. İşlenen süt ürünlerinde ise belirli bir kalite yakalamak mümkün olmaz. Doğru bir işletmecilik fonksiyonunun kurulamaması nedeniyle, iş bir işletmecilik faaliyeti olmaktan çıkar ve ticarete dönüşmeye başlar.

Zamanla gelişen ülkenin ihracata dayalı agresif tarım politikaları bu durumu teşvik eder.  Bundan sonra işletmede süt üretmek, toplamak, işlemek ve ürünlerini pazarlamak yerine, canlı hayvan ithalatı ve alım-satımı gibi ticari bir faaliyet tercih edilir.

Tarım Bakanlığı’nın doğru dürüst bir hayvancılık politikası yoktur. Doğru ve akılcı politikalar üretmek gerekirken serbest piyasa ekonomilerinde en olmaması gereken yöntemler tercih edilir ve et ithalatı yapılır. Pahalı ithal edip, ucuz fiyatlarla et satışına aracılık etmesi gibi nedenler  bir süre sonra et ve canlı hayvan ticaretinde de sıkıntılara yol açar.

Artık dev işletme için alarm zilleri çalmaktadır.

Paylaş

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. *

*