IMG_9616Ayşe Sayıloğlu.. 

En kaliteli susam bölgemizde yetişince, doğal olarak en kaliteli tahin’de bölgemizde üretiliyor.

Pekmezle karıştırılıp yenilen tahin, tahinli ekmek, tahinli börekler, simitler, susamla sıvanmış fıstık, fındık ezmeleri hep susamdan yapılır. En kaliteli ekmek, üstü bol susamlı ekmektir. Hele kaliteli tahinle yapılmış humus’un tadına doyum olmaz.

Mutfak kültürümüzde bu kadar yeri olan, bu kadar çok kullanılan susam üretiminden çiftçimiz neden vazgeçti? Neden, Silifke’li, Tarsus’lu çiftçi artık susam üretmiyor? Türkiye neden hep kalitesiz Afrika susam’ı ithal etmek zorunda kalıyor? Merak ediyorduk. Davultepe’nin yüksek kesimlerinde dolaşırken bir evin önünde susam’ın kurutmaya bırakılmış yığınlarını görünce dayanamadık ve hemen kapıyı çaldık.

İşte Ayşe Sayıloğlu’nu o gün tanıdık.

Ayşe Sayıloğlu 3 çocuk annesiymiş.. Eşi kalp hastası olduğu için çalışamıyormuş. Evin tüm yükü üzerindeymiş.. Ben çiftçiyim. Elime hangi tohum geçerse ben onu toprakla buluştururum ve onuIMG_9613 değerlendiririm, bunlarla da evimi geçindiririm diyor.

3-5 dönüm arazisinde yetiştirdiği ürünün bir kısmını ihtiyacında kullanıyor, bir kısmını ise satıyormuş.. Kazandıkları ile evinin ihtiyacını karşılıyormuş..

Susam’ı sorduk kendisine.. Ben tür’ünü kalitelisini bilmem ama, bir çay bardağı kadar susam tohumu alıyorum. Tohumu alırken satıcı bana, en kalitelisini, “Göl Marmara” cinsi beyaz susam tohumu verdiğini söylüyor. Bende aldığım tohumu bahçemin bir köşesine dikiyorum. Haziran başında diktiğim susam’ı Ağustos ayı sonunda hasat ettim ve kurutmaya bıraktım.  Bir çay bardağı susamdan iki kova susam alıyorum. İhtiyacım kadarını evimde kullanıyorum, arta kalanını satıyorum. Büyük çiftçi neden susamdan vazgeçti bilmiyorum.. Ama benim diktiğim tür susam hem verimli, hem de iyi para ediyor, üretim süreside kısa olduğu için çabuk paraya dönüyor diyor..

Başka neler yaptığını sorduk.

Bahçe kenarlarına diktiğim narları topluyor ve nar ekşisi, ayrıca salçalık acı biber, domates salçası, toz biber, acı biber turşusu yapıyorum. Bahçemizde bulunan birkaç ağaçtan topladığım keçiboynuzundan pekmez kaynatıyorum. Fasulye kurutuyorum ve kurutulmuş fasulye yapıyorum. Zeytin zamanı geldi mi yeşil zeytin kırıyorum. Benden önceki yıllarda bunları alanlar, beni arıyorlar ve sipariş veriyorlar. Ben bu ürünleri satmakta hiç zorlanmıyorum.

Nasıl yetişiyorsun bu kadar işe diye sorduk. Çok çalışıyorum, çalışmak zorundayım. Mevcut imkanlarımı değerlendirmek ve çocuklarımı kimseye muhtaç etmek istemiyorum dedi.

Bizde kendisine eline, yüreğine sağlık dedik.

Ali Sak..  

Kendisini bir traktör üstünde tanıdık. Tarlasında yevmiyeli işçilerin olduğunu ve onlara yemek götürdüğünü söyledi..IMG_9607

Kendisini takip ettik ve  bir patlıcan tarlasında yakaladık. Bir yandan koşturuyor, bir yandan bizimle sohbet ediyor, bir yandan da işini yapmaya çalışıyordu..

Patlıcan ekili tarla 20 dekarmış ve bir arkadaşına aitmiş. İçinde yeni dikilmiş mayer türü limon fidanları var. Ben bu tarlaya patlıcan diktim. Yaptığımız IMG_9604belki yanlış ama, bizim buralarda araziler küçüldüğü için mecburen araziyi verimli kullanmaya ve daha çok ürün almaya, kazancımızı artırmaya çalışıyoruz. 20 Dekar’lık alanda yaklaşık 90 -100 ton patlıcan üretiyorum. Halde fiyatlar iyi olursa para kazanıyoruz. Bu yıl ki, üretimden ve satışlardan memnunum diyor.

Ayrıca küçük ve parçalı arazilerde limon ağaçları varmış ve limonları toplar ve tüccara satarız. En küçük araziden en yüksek verimi almaya çalıyoruz,

Ayrıca kendi işimden artan zamanlarda traktörüm ile traktörü olmayan çiftçinin tarlasını sürüyorum ve bu işten para kazanıyorum. Kendi işimden arta kalan zamanlarda istersem her gün iş bulabilirim,

Diktiğim fidanların büyümesini, fidelerin sebzeye dönüşmesi görmek, büyümelerini izlemek bana keyif veriyor. Çalışmayı ve üretmeyi seviyorum. Bir ağaç dikmek benim için mutlulukların en büyüğüdür diyor.

 

Share

leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*