2007-01-17_00002Türk yapımı traktör 1963 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri Bölümü’nde yani o zamanki adıyla Zirai Kuvvet Makineleri Kürsüsü’nde Prof. Dr. Hamit Demirtaş önderliğinde, Doç. Dr. Süleyman Kadayıfçılar ve Asistan Dr. Gazanfer Hazardın tarafından yapıldı. Üç başarılı Türk mühendisin kendi olanakları ile finanse ettiği HSG traktörleri uzun uğraşlar sonucunda tamamlandı. Yapımını üstlenen mühendislerin isimlerinin baş harfini taşıyan HSG traktöründen yalnızca iki adet üretilebildi. ‘Devrim’ arabaları ile aynı kaderi paylaşan HSG traktörleri seri üretimleri yapılamadığı için tıpkı ‘Devrim’ gibi Türk sanayine kazandırılamadan yapıldığı yerde yıllarca bekledi. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri Bölümü’nün müzesinde sergilenen traktörlerin hikâyesini HSG’nin yaratıcılarından hayatta kalan

son mühendis Gazanfer Hazardın anlattı.

Sanayi devrimi ile tarım ekonomisi ve üretim ilişkilerinin yerini makine ekonomisine bırakması, tüm dünyada toplumsal ve ekonomik açıdan yeni bir dönüşüme yol açtı. Makineleşme sonucu kitlesel üretim artarken, sermaye birikimi de aynı oranda çoğaldı. Dolayısıyla sanayi gücünü elinde bulunduran ülkeler oldukça ayrıcalıklı bir konuma yükselirken, diğer toplumlar için ise sonuç çok da iç açıcı olmadı. Özellikle tarım ekonomisi ile ayakta duran ülkeler teknolojik gelişmelerin gerisinde kalınca ekonomik açıdan son derece zayıfladılar. Sanayileşme sürecini tamamlayamayan ülkemizde de bu anlamda büyük darboğazlar yaşandı. Bu tersine gidişi değiştirebilecek fırsatlar yakalayan Türkiye, ‘Devrim’ otomobilleri ve ‘HSG’ traktörleri örneğinde olduğu gibi eline geçen benzer şansları değerlendiremeyince gelişmesini tamamlayamayan devletler nitelemesinden asla sıyrılamadı. 1961 yılında yetenekli Türk mühendisleri ilk Türk otomobili Devrim’i, 1963 yılında ise sadece üç mühendisten oluşan bir çalışma grubu, Türkiye ekonomisinde önemli bir paya sahip olan tarım sektörünün ilk meyvesi HSG traktörlerini üretti. Ancak hemen hemen aynı dönemlerde hayata geçirilen bu iki proje dönemin siyasal ortamı elvermediği için seri üretim aşamasına geçemedi ve Türk makine sanayi açısından tarihi bir dönemeç olacakken, ‘HSG ve Devrim’ müzeleri süsleyen bir nesne olmaktan öteye geçemediler.

HSG’nin doğuşu

Tarım makineleri arasında önemli bir yere sahip olan traktör dünyada ilk olarak 1889 yılında, Chicago’da Charter motor şirketi tarafından geliştirildi. Sonraki yıllarda Amerikan çiftliklerinde ve Avrupa arazilerinde fazlaca boy göstermeye başlayan traktörler 1960’lı yıllara gelindiğinde başarılı üç Türk mühendisin bireysel girişimleri ile ülkemizde de üretilmek üzere projelendirildi. Türkiye için tartışılmaz derecede önemli olan tarım sektörünün vazgeçilmezi traktör, tüm dünyadaki teknolojik gelişmeler göz önünde bulundurularak tamamen yerli emek ve yerli sermaye ile üretildi. HSG adlı traktörün yapımıyla ilgili olarak Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali İhsan Acar şu bilgileri veriyor: “Yerli traktörümüzü imal etme fikrine yönelik ilk çalışmalar 1960’lı yılların başında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri Bölümü’nde yani o zamanki adıyla Zirai Kuvvet Makineleri Kürsüsü’nde yapıldı. Başını tarım makineleri mesleğinin duayenlerinden Prof. Dr. Hamit Demirtaş’ın çektiği, yardımcılıklarını Doç. Dr. Süleyman Kadayıfçılar ve Asistan Dr. Gazanfer Hazardın’ın yaptığı üç kişilik bir grup, ilk yerli traktör imalatına başlanmasına yardımcı olmak ve bu yolda ışık tutmak amacıyla yola çıktı. Prof. Dr. Hamit Demirtaş, Doç. Dr. Süleyman Kadayıfçılar ve Asistan Dr. Gazanfer Hazardın bir proje hazırladı ve bu çerçevede hareket etmeye çalıştı. Çizmiş oldukları bu proje kapsamında prototip bir traktör modelini kendilerine örnek aldılar ve bu modeli hayata geçirdiler. Yapmış oldukları bu prototip traktöre ise kendi isimlerinin (Hamit-Süleyman-Gazanfer) baş harflerini verdiler.” Prof. Dr. Ali İhsan Acar ayrıca, grubun projeyi hazırlarken kullanmış olduğu tasarım şekillerinin günümüzde hala geçerliliğini koruduğunu da vurguluyor.

HSG’ nin yaşayan son mühendisi

HSG projesini hayata geçiren üç mühendisten biri olan ve proje süresince asistanlık görevini yürüten Gazanfer Hazardın gruptan hayatta kalan tek kişi. Profesör olduktan sonra emekliliğe ayrılarak İzmir’e yerleşen 72 yaşındaki Hazardın bugünlerde seracılık işiyle uğraşıyor. Yapmış olduğu işten ve hayatından memnun olduğunu belirten Prof. Dr. Gazanfer Hazardın, hocaları Hamit Demirtaş ve Süleyman Kadayıfçılar’ı hiçbir zaman unutamadığını ve HSG traktörlerinin yapım aşamasında yaşadıkları her şeyi dün gibi hatırladığını söylüyor. Projeye başlama aşamasında oldukça heyecanlı olduklarını ifade eden Hazardın o günleri şu cümlelerle anlatıyor: “1961 -1963 yılları arasındaydı. Hocalarım projeyi bana açtıklarında çok heyecanlanmıştım, hemen kabul ettim. Tabi ki bu proje hocalarımı da çok heyecanlandırıyordu. Hemen harekete geçtik. Her gün üzerinde konuşup, nasıl bir yol izleyeceğimizle ilgili kararlar alıyorduk. Projeyi hazırlarken büyük ve gösterişli bir traktör yerine küçük, prototip model iki tane traktör üretmeye karar verdik ve projeyi çizme aşmasına geçtik. Sonra da bu süreci montaj aşaması izledi. Projeyi çizmeye başlamamızdan traktörü sahaya indirmemize kadar geçen süre 1,5-2 yılı buldu. Hazırlamış olduğumuz traktörler saatte 20 km/saat hıza ulaşabiliyordu.”

“Malzemelerimizi kendimiz yaptık”

Yaklaşık iki yıl üzerinde çalıştıkları projeye çok emek verdiklerini, sistemli ve planlı bir çalışma disipliniyle sonuca ulaşabildiklerini belirten Gazanfer Hazardın, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu zaman diliminde başaracağımıza inananlar olduğu gibi, başaramayacağımızı düşünenler de vardı. Bizim de umutsuzluğa kapıldığımız zamanlar oldu. Çok zor zamanlar geçirdik. Ama çalışma sistemimizden asla taviz vermedik. Bu yüzden işler genellikle istediğimiz gibi gitti.” Makine-kimya ile koordineli çalıştıklarını ifade eden Hazardın; “İşin büyük bir kısmı mühendislik aşamasıydı. Zamanımızın çoğu bu aşamada geçti. Geri kalan kısımlarla ilgili olarak makine-kimyadan destek alıyorduk” diyor. Projenin finansal boyutu ile ilgili olarak ise şunları kaydediyor: “Biz bu dönemde çok para harcamamaya çalıştık. Paramızı idareli kullanmak için kendi malzemelerimizi kendimiz yapıyorduk. Nihayetinde başardık da. Kolay olmadı; cebimizden çok para harcadığımız zamanlar da oldu ama değdi. Verdiğimiz emeklerin karşılığını hiçbir zaman tam olarak alamasak da bizim için en kıvanç verici olan yola çıktığımız hedefi başarı ile tamamlamış olmaktı.”

Cumhurbaşkanı HSG’yi deniyor

Büyük uğraşlar verilerek hazırlanan HSG traktörlerinin yapımı sonunda bitti. İki adet üretilen traktörler Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin bahçesinde denenmek üzere indirildiği gün traktörlerin başında olan ve yaşananlara canlı şahitlik eden Hazardın o dakikalarla ilgili şunları söylüyor: “Traktörleri denemek üzere bahçeye indirdiğimiz gün ağır bir misafirimiz vardı. Tabi hepimiz çok heyecanlıydık. Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel HSG traktörünü denemek üzere alandaydı. Cumhurbaşkanımızın oldu2007-10-23_00006kça meraklı olduğu halinden belliydi. İşte o gün ne kadar büyük bir iş başardığımızı anladım.” Traktörlerin yapımı planlandığı üzere hayata geçirildi, denendi, hatta birkaç defa kullanıldı fakat hiçbir zaman seri üretim yapılamadı. Traktör sayısı sadece ikiyle sınırlı kaldı.

Gazanfer Hazardın bu durumu şu şekilde açıklıyor: “Bilindiği üzere 1960 yılında bir darbe gerçekleşti ve Cemal Gürsel, Menderes Hükümeti’ne el koydu. Siyaset çok karışık bir hal almıştı. O zamanki idarenin geçici olması bu projenin devamının getirilememesinde en önemli faktördür.” Bu projenin hakkettiği değerinin bu olmadığını ifade eden Hazardın; “O zamanki hükümet kalıcı bir hükümet olsaydı ve destek verseydi hem bizim projemiz, hem de Türkiye şu anda çok farklı noktalarda olacaktı” diyor.

“Projemizin sahiplenilmesini bekledik”

Gazanfer Hazardın ‘Devrim’ otomobilleri ile ‘HSG’ traktörlerinin hikâyesini birbirine çok benzetiyor. Hemen hemen aynı tarihlerde hayata geçirilen bu iki projenin hiçbir zaman hak ettiği değeri göremediğini ısrarla vurguluyor: “Bu iki proje de aynı nedenle seri üretime geçemedi. Darbe olmasaydı sonuç çok farklı olabilirdi. Türk sanayi başka bir noktaya ulaşabilirdi. Her iki proje de ülkemiz için yapılmış ama her iki proje de bir türlü istediği istikrarı yakalayamamıştır. HSG traktörleri kimi kesimlerce sürekli takdir edildi ve devamının getirilebilmesi için çaba gösterildi, kimi kesimlerce de aşırıya kaçmakla, gereksizlikle suçlandı.” Gazanfer Hazardın bu konuda olumlu düşünenlere teşekkürlerini iletirken olumsuz düşünenlere de sert tepki gösteriyor. Hazardın; “Biz bu proje için gecemizi gündüzümüze kattık, büyük uğraşlar verdik. Karamsar olduğum anlarda Hamit ve Süleyman hocalarım bana hem moral verdiler, hem de güven aşıladılar. Bu yüzden onlara şükran borçluyum. HSG traktörlerinde hiçbir zaman fanteziye kaçmayı düşünmedik ve kaçmadık da. Biz sadece bu programın sahiplenilmesini bekledik. Biz çok şey istemedik” diyor. Türk Sanayii açısından, tarihi bir dönemeç olacakken, bir darbenin gölgesinde kalan ve esasında yapıldığı dönem ve yapılış hikâyesi ile bir ‘devrim’ niteliği taşıyan HSG projesi maalesef Türk ekonomisine kazandırılamadı. 50 yıl önce yapılan traktörler, 50 yıldır yapıldıkları yerde bekliyor. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri Bölümü’nün müzesinde sergilenen traktörlerin bakımı okul yönetimi tarafından periyodik olarak gerçekleştiriliyor.

www.atolyedergisi.net sitesinden alınmıştır.

Share

leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*