Köy Kadınları Kocalarını Boşamasın..

Son yıllarda sıkça kendisinden söz ettiren Girit Türklerinin yaşadığı İhsaniye Köyü’nün muhtarıymış. Onun kendisine olan güveni bir anda sizi etkisi altına alıyor. Ummadığınız sözcükler bu genç adamın dudakları arasından dökülüyor.

Anlattıkça anlatıyor..

Rıza Yıldız’ın farklı birisi olduğunu hemen hissediyorsunuz.  Anlı şanlı siyasetçilerde olmayan bir şeyler var onda. Somut sorunlardan bahsediyor ama şikayet etmiyor. Sorunu gösteriyor ama çözüm de öneriyor.

Diyor ki;

Bizim köy, Mersin’e çok yakındır. Bu nedenle, hem köylü, hem kentliyiz. Her ikisinin de nimetlerinden yararlandığımız için aslında şanslıyız. Yani istediğimiz gün şehirli, istediğimiz gün de köylüyüz.

Bir gün dediler ki, sizi mahalle yaptık. Siz artık Bağcılar/İhsaniye Mahallesisiniz. Ben de İhsaniye Köyü Muhtarıyken birden Bağcılar/İhsaniye Mahallesi muhtarı oluverdim.

Ne değişti derseniz, aslında çok şey değişmedi. Galiba belediye’ye nazımız geçtiği için hizmete biraz daha kolay erişebiliyoruz. Ama sorunlar da başladı. Hayvancılık yapıyorsak kokudan, traktör kullanıyorsak asvalt’a çıkandan şikayetler başladı.

Ama bunlar çözemeyeceğimiz, altından kalkamayacağımız sorunlar değil. Bunların üstesinden geliriz.  Asıl sorunumuz var ki; bu sorunun hiç kimse farkında değil.

Köyler artık uçurumun kenarında. Yok olmamız an meselesi. Tehlike her geçen gün büyüyor.

Biz köylüyüz ve bu sorunları her geçen gün ağırlaşan ölçüde yaşıyoruz. Sorunumuz sosyal bir sorundur ve kadınlarımızla ilgilidir.

Ben de dahil her köylü, kadınlarımızın gittikçe ağırlaşan kentli olma istek ve baskılarına maruz kalıyor. Kadınlarımız kentte yaşamak, çocuklarını kentin eğitim imkanlarından yararlandırmak, hastalanmışsa, hastaneye daha kolay ulaşmak istiyor. Belki haklılar ama, bizim bildiğimiz tek iş tarım ve hayvancılık ve biz de işimizi sürdürmek istiyoruz. Kente kaybolmak, yok olmaktan korkuyoruz. Bilinmelidir ki, kadınlarımız köyde kalmazsa, bizde kalamayız.

Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum.

Biz çiftçilerle  kent’e göç etmek isteyen kadınlarımız arasında ciddi çatışmalar var ve bu çatışmalar büyük oranda boşanma ile sonuçlanıyor.

Oysa çözüm hem kolay ve düşük maliyetli.

Bizim kadınlarımız da bizim gibi çiftçidir. Biz ne yaparsak onlar da onu yapar aslında.. Hem de severek yapar.

Devletimiz büyüktür.

50 tane büyükbaş hayvanı, 50 tane küçükbaş hayvanı olanı, 2 dönümde sera yapanı, peynir, pekmez üreteni, yani çiftçiliğe gönül veren  20 – 45 yaş arası kadınları sosyal güvenlik çatısı altına alacağım ve 5 yıl boyunca primlerini ben ödeyeceğim dese, gelecekleri için kadınlarımız çiftçilik yapar, hayvan yetiştirir. Hem de bizlerden çok daha iyi yaparlar. Daha iyi üreticidir onlar.

Eğer üretici olacaklarını bilirlerse gözleri kentlerde olmaz. Hem iş sahibi olurlar üretirler, hem de kocalarına bağlı olmayan bir gelecekleri olur.

Bir Cevap Yazın

*