Önceki yazılarımızda bahsetmiştik.

Mısır Hükümetince desteklenen bir proje çerçevesinde, hem çölün ilerlemesini önlemek, hem de bu alanları tarıma kazandırmak için onbinlerce hektar arazide arazi ıslah çalışması tamamlanmış ve bu araziler üretim yapar hale getirilmiş. İskenderiye’den Kahire’ye giden otoyol üzerinde alt yapı çalışması süren ve yakın zamanda ekime-dikime hazır hale getirilebilecek çok sayıda tarım arazinin bulunduğunu gördük.

Nil’in kullanımı ile ilgili olarak Mısır Hükümetinin uluslararası tarım ve su örgütleri ile sorunları olduğu hemen anlaşılıyor.

Her ne kadar Nil’in suyunu kullanmak için ülkeyi bir boydan bir boya aşan dev sulama kanalları yapmışlarsa da, önceliğin artezyen kuyularında olduğunu fark ediliyor.

Bu nedenle, arazilerin tamamına yakınında pivot sulama tercih etmiş ve bu arazilere çok sayıda sondaj vurulmuş. Arazilerin  büyüklüğüne göre her arazide 5-20 arası pivot sulama sistemi var.

Gezimiz sırasında bize teknik bilgilerde verdiler.

Arazilerin tamamına yakınında Global Gap sistemine uygun üretim modeli geliştirmişler. Anlaşmalı oldukları bazı firmalarla da anlaşmalarına uygun miktarda organik ürün üretimi yapabiliyorlarmış.

Toprakların kumlu yapısı nedeniyle yumru bitkilerde yüksek verim ve kalite yakaladıklarını, ancak pivot arazi dışında kalan bölümlerin ise narenciye yada diğer bitki türleri ile değerlendirdiklerini, bir bölümünde ise sera tarzı üretim yaptıklarını ifade ediyorlar.

Arazilerinin vazgeçilmezi ise ahırlar. Hem Mısır’ın yüksek et ihtiyacı, hem de arazilerinin organik gübresi için bu tesisleri kurmuşlar ve ucuz yoldan ahır gübresi elde etmişler.

Her pivot bir kuyuya bağlıymış ve her kuyuda  125 BG iki pompa varmış. Bir pompanın bir saatlik çalışma maliyeti saatte 6.2 dolarmış. Suyun kaliteli olduğunu ve tuz oranının ise 400-460 PPM oranında olduğunu belirttiler. Son gezdiğimiz tesiste suyun toprak yüzey seviyesinden 140-160 mt. Aşağıda olduğunu, ancak kuyu seviyesinin 300 mt. Olduğunu belirttiler.

Her arazi elektrik altyapısını Mısır Hükümeti oluşturmuş ve trafolarını monte etmiş. Her tesiste yaklaşık 3.5 MW elektrik gücü olduğu belirtiliyor.

Her arazi de yeterince sosyal tesis, depolama alanları, ürün temizleme ve işleme istasyonları, ahırlar ve slaj alanları yapılmış ve üretime devam ediyorlar.

Bizim ülkemizde, küçücük arazisini iş makinesi ile ıslah eden, 5 km.den su getiren, elektrik direklerini bile kendisi diken, elektrik almak için  dağıtıcı firmaların aylarca peşinde koşan, ürettiği ürünü hallerde değerlendirmeye çalışan, ürün bedelinin yüzde 20 sini hal rüsumu ve komisyon olarak ödeyen çiftçimizi gördükçe, ne kadar avantajlı olduklarını düşünmeden edemedik.

Mısır’lılar zoru başarmışlar ve çölden bir vaha yaratmışlar. Ancak bu onların sorunları olmadığı anlamına gelmiyor.

Mısır’da tipik bir Ortadoğu ülkesi ve her Ortadoğu ülkesinde olduğu gibi, bu ülkede de gücü ele geçirenler bu arazileri ele geçirmişler ve gerçek üretici olmadıkları için imar-üretim-pazarlama aşamasının bir bölümünde aksamalar oluşmuş. Bu nedenle, işletmelerin bir bölümü sorunlu ve arazi sahipleri bu arazilerini kiraya vermeye yada satmaya gönüllü görünüyor. Hem satışta, hem kiralamada dile getirilen fiyatlar makul gibiydi.

Türk tarım üreticilerinin üretim yetenekleri ve Türk Tüccarın Avrupa ve Rusya pazarındaki başarıları sıkça dile getiriyor. İşbirliği yapabilecekleri konusunda temenni de bulunuyorlar.

Çiftçi Kulübü olarak iletmek istedik.

Share

leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*