IMG_9285Herkes bilir ki moda; toplumun tüketim tercihlerini belirleyen ve onlara neyi tüketmesi gerektiğini düşündüren bir algı yönetimidir.

Bir başka şekilde ifade etmek gerekirse, değişiklik ihtiyacı ve farklı olma özentisi şeklinde ortaya çıkan geçici bir yeniliktir.

Moda ülkemizde, daha çok giyim ile ilgili tercihleri belirleyen ve popülerliği yükselen giyim tarzları ve aksesuarlar gibi algılansa da, içerdiği anlamları çok daha fazladır. Sanat, müzik, tiyatro, mimari, televizyon ve sinema, edebiyat ve hatta tarım, modadan derinden etkilenir.

Bizim konumuz tarımdır. Bu nedenle, tabi olarak bu yazımızda da “tarımsal üretimde  moda” irdelenecektir.

Bir gerçek var ki; tarım, sadece ekim-dikim faaliyeti değildir. Son yıllarda tarım, hücre biyolojisi ve doku kültürü, IMG_9349moleküler biyoloji, mikrobiyoloji, genetik, fizyoloji ve biyokimya gibi doğa bilimleri yanında mühendislik ve bilgisayar mühendisliğinden de çokça yararlandı. Rekombinant DNA teknolojisiyle bitki, hayvan ve mikro organizmaları geliştirdi. Doğal olarak var olmayan veya ihtiyacımız kadar üretilemeyen yeni ve az bulunan maddeleri (ürünleri) elde etmek için biyoteknolojiden yararlandı. Biyoteknoloji ile gen transferleri gerçekleştirildi. Klasik ıslah yöntemleriyle kültür bitkilerine aktarılması mümkün olmayan genlerin aktarılmasına olanak tanındı. Hatta günümüzde bitkiler aleminde olmayan ancak hayvanlarda ve diğer mikroorganizmalarda bulunan veya yapay olarak elde edilen genler bile bitkilere aktarılabilir hale geldi ve yeni özelliklere sahip çok sayıda çeşitler geliştirilebildi.

Bu yöntemlerle, virüse dayanıklı sebzeler, herbisit ve böceklere dayanıklı çeşitler, değişik renk ve lezzette meyveler, çekirdekli, çekirdeksiz türler, raf ömrü uzatılmış bitkileri üretmek mümkün hale geldi. İşte tüm bunlar tarımsal üretimde ıslahı ve sonsuz bir çeşitliliği getirdi.

IMG_9054Tüm bunların moda ile ilişkisi nedir?

Anlatalım..

Tarımsal teknolojiyi elinde bulunduranlar, ıslah edilmiş ürünü piyasaya sunanlar, binlerce çeşitlilik oluşturanlar, tohum üreticileri, araştırma kuruluşları, ilaç firmaları, büyük üreticiler ürettikçe üretti.. Her yıl yeni bir tohum, her yıl yeni bir fidan, yeni bir fide..

Kimisinin tadı, kimisinin görüntüsü, rengi, bazılarının hastalıklara olan dayanıklılığı, verimliliği, kısa sürede hasat’a gelmesi, fiyatı, pazarı gibi sayısız neden çiftçinin tercihlerini belirlemeye başladı..

Çiftçinin de bundan etkilenmemesi düşünülemezdi..

Moda onu da etkiledi ve dedesinden kalan otuz, kırk yıllık ağaçları kesti ve yeni türleri dikti.IMG_8631

Dikti ama, daha ikinci yıl dolmadan, yeni bir tür modası dalga dalga yayılmaya başladı..

Piyasa onu tercih ediyormuş! Tüketici ille de çekirdeksiz diyormuş! Görüntü ve renk albenisi yüksekmiş! Yola dayanıklıymış! Raf ömrü uzunmuş! Verimliymiş! Hastalıktan ariymiş!

Şimdi çiftçimiz kara kara düşünüyor.

Diktiği, gece gündüz başında beklediği, bir yaşına getirdiği fidanı söküp, moda olan ürüne mi geçse? Demode olmuş ürünle mi devam etse?

 

 

 

Share

leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*