20150809_171148Biz Erdemli’liyiz. Yaşadığımız yerler taşlık kayalıktır.. Bu arazilerde ziraat yapılamadığı için babam keçi, koyun beslerdi.. Ama evimizin etrafında, çevremizde ne zaman dikildiğini bilmediğimiz keçiboynuzu ağaçları vardı. Bazen yemiş olarak meyvesini yerdik, ama daha çok da hayvanlarımıza yedirirdik.

Ben ve kardeşlerim bu ağaçların altında büyüdük. Farkında olmasam bile ağacın nasıl gelişme gösterdiğini, ne zaman meyveye bindiğini, meyvenin kalitesini gözledik.. Zamanla birileri gelip de, keçiboynuzu’nun meyvesini satmamızı isteyince, başka işlere de yaradığını da öğrendik.

Sonra keçiboynuzu yetiştiriciliğine gönül verdim. Önceki gözlemlerimizin ne denli işe yaradığını fark ettim. Gözlemlerim ile sonradan öğrendiklerim20150809_160421 birleşince bende bilgi birikimi oluştu. Şimdi her yerde, herkesle keçiboynuzunu konuşuyorum. Bildiklerimi anlatıyorum. Başkalarının anlattıklarından yararlanıyorum. Birisi derse ki; bir yerde keçi boynuzu bahçesi kurulacakmış, ben oraya koşuyorum. Birisi anlatırsa ki, bir yerde farklı bir keçi boynuzu  türü var, ben gidip onun ağacını buluyorum.

Ben de bilgi birikince, üniversiteler, araştırma kuruluşları, Tarım İl Müdürlükleri yada asıl varlığın bulunduğu orman teşkilatı bu bilgiyi benden alamadı ama, beni birileri İspanya’ya, Tunus’a, Fas’a çağırdılar ve gittim. Bildiklerimi oralarda anlattım. Hatta İspanya’da bir konferansa konuşmacı olarak davet edildim, orada konuştum.

Bunları anlatan Kerim YILMAZ.. Öyle çok şey biliyor ve anlatıyor ki, o anlaştıkça biz şaşkınlığa düşüyoruz. O konuştukça biz heyecanlanıyoruz.

İşte anlattıkları..

Keçiboynuzu üreticiliğinin en önemli sorunu aleyhinde yapılan olumsuz propagandadır. Keçiboynuzunun on, onbeş yılda meyveye bindiği şeklinde yanlış bir kanaat çiftçinin zihninden silinememiştir. Bu nedenle, çiftçi keçiboynuzu yetiştiriciliği konusunda isteksizdir. Oysa, doğru bir türe aşılanmış keçiboynuzu dört – beş yıl sonra meyve vermeye başlar ve on yılda meyve oranı zirveye ulaşır.

Yakın zamana kadar her yerde çok sayıda keçiboynuzu ağacı vardı. Ama iş makineleri ne zaman ki buralara geldi. Köylümüz, kayaları kırdı, keçiboynuzlarını kesti, on metrelik duvarların içini toprak doldurdu.. On km.den su getirdi ve buralarda patlıcan yetiştiriyorlar. Şimdilerde ise yüksek maliyetler nedeniyle borçla boğuşuyorlar.

20150809_171050Biz ne kadar kesmeyin dediysek  de dinletemedik. Tarım İl Müdürlüklerinden yada Orman Bölge Müdürlüklerinden kimse gelip de, bu ağaçlar bir değerdir. Keçiboynuzu da çok önemli endüstriyel bir üründür, kesmeyin.. demedi.. Hala bilinçsiz kesim devam ediyor.

Şimdilerde “Özel Ağaçlandırma” çerçevesinde bozuk orman sahalarına kapama bahçe yapılmaya çalışılıyorsa da, üretici keçiboynuzunun üretimi ve pazarlanması konusunda son derece bilgisiz. Önemini hala kavrayamadı. Yanlış bilgiler havalarda uçuşuyor. Öncelikle çiftçi bilinçlendirilmeli ve bilgilendirilmelidir.

Dikim yapmak isteyen üretici fidan’ı orman fidanlıklarından temin ediyor. Orman fidanlıklarından temin edilen fidan ise, hem üretim tekniği, hem de aşılanmamış olması nedeniyle yüksek kaliteli olmuyor. Üretici dikimden sonra yarıya yakını erkek çıkan fidan’a aşılama yapıp, ürün almak istiyor, bu da zaman kaybına ve yüksek maliyete neden oluyor.  Bu nedenle, orman teşkilatı madem bu işi yapıyor. Aşılı ve yüksek kaliteli fidanlar üretip, bu fidanları üretici ile buluşturmalıdır.

Dünyanın en kaliteli keçiboynuzu ırkı ülkemizdedir. Ama biz kendi ırkımızı beğenmedik, Kıbrıs’tan yada başka yerlerden  getirdiğimiz ırklarla aşılama yaptık. Üretimi yapılan bu türlerin de şeker 20150809_160906oranı yüksek, görüntü kalitesi iyi, ancak dış kabuğu ince bir tür elde ettik ve bu ince kabuklar “ARI” tahribatına maruz kalıyor ve kalite bozuluyor. Oysa benim elde ettiğim ve bu bölgede var olan “Kayabodur” denen bir tür hem kalın kabuklu, hem de görüntü ve tad kalitesi yüksektir. Bu türle aşılama tercih edilmelidir.

Keçiboynuzu üretimi, aşılaması, türleri, yetiştirme tekniği konusunda çok büyük bilgi eksiklikleri var. Tarım İl Müdürlükleri, Orman Bölge Müdürlükleri ve bölgemizde bulunan  endüstriyel tesis yetkilileri tarafından oluşturulacak kurslarla üreticinin bilgi eksikliği giderilmelidir.. Ayrıca keçiboynuzu üreticileri için teşvik sistemi getirilmelidir.

20150809_162017Keçiboynuzu tarihi bilinen en eski ağaçtır. Kökleri toprağın onbeş metre derinlerine kadar iner. Bu özelliği nedeniyle, çok fazla suya ihtiyaç duymaz ve özel kültürel bakım gerektirmez. Toprak seçiciliği yoktur. Kireçli taşlık, kalitesiz topraklarda daha iyi gelişir. Çiftçi elinde bulunan ve ekonomik değer ifade etmeyen, erozyon tehlikesi altında bulunan bu tür arazilerde keçiboynuzu üreticiliğine özendirilmelidir.

Keçiboynuzu bozulmaz, kokmaz, çürümez ve kalitesi nasıl nasıl olursa olsun, mutlak bir alıcısı vardır. Çekirdeğinden,  dış kabuğuna kadar, gıda ve sanayinin endüstrisinin her kolunda kullanılır. Çok önemli ve alternatifsiz endüstriyel bir  bitkidir. Keçiboynuzunun bu özelliği üreticiye çok iyi anlatılmalıdır.

Bölgemiz en önemli keçiboynuzu endüstriyel üretim bölgesidir. Önemli işleme tesisleri kurulmuş ve faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bu firma ve tesisler yüksek karlarla çalışmaktadır. Dolayısıyla sektör kazancı üreticiye tam yansımadığından,  keçiboynuzu üreticisi sektörden gereken payı alamamakta, üretim gelişmemektedir.  Bu nedenle, endüstriyel firmalar kazançlarının bir bölümünü üretici ile paylaşmalı, yüksek kar beklentisinden vazgeçmelidir.  Ancak daha da önemlisi keçiboynuzu üretim birlikleri kurulmalı ve mutlak suretti üretci/çiftçinin bu birlikler içerisinde yer alması sağlanmalıdır.

Ve ekliyor..20150809_161154

Dünyanın en büyük üreticisi İspanya’dır. İç savaş ve yoksulluk yıllarında denizden beşyüz metreye kadar olan tüm kıyıda bozuk ormanı kesmişler ve buraları keçiboynuzu ormanına dönüştürmüşler.  Yüksek kalorili keçiboynuzu ile açlığın önüne geçmişler.  O yıllarda yapılan yatırımlarla şu anda İspanya dünyanın en büyük keçiboynuzu üreticisi olmasına rağmen, üretimde ve ihracatta İspanya’yı yakalamamız zor değildir.

Yeter ki; çiftçimize inanalım ve onu bilinçlendirelim..

Share

leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*