Napa Vadisi Yaratabilir miyiz?

Bağcılık ve şarap üreticiliği Turizmle nasıl birleşiyor, üzüm’e nasıl bir katma değer yaratılıyor merak mı ediyorsunuz? O halde Napa Vadisinde yaratılan mucizeye tanık olmalısınız.

Napa Vadisine San Francisko’nun kuzeyine doğru araçla 45-50 dakika giderek ulaşabiliyorsunuz. Onbinlerce dönüme ulaşmış bağların arasında yaratılmış turizm merkezlerinin birinden çıkıp diğerine gidebiliyor, birbirinden farklı, birbirinden değerli yüzlerce çeşit şarabı tadabiliyor, şarap eşliğinde müthiş yemekler yiyebiliyor ve bağların arasında dolaşabiliyorsunuz..

Aslında Napa Vadisinde üzüm yetiştiriciliği ve şarap üreticiliğinin tarihi eski değildir. Ilıman iklimi, deniz rüzgarları alması ve bulunduğu yerin mikro klima özelliği nedeniyle bağcılık için çok uygun bir yer olduğu fark edilmiş, kısa zamanda  şarap üretmeye meraklı ailelerin ilgisini çekmiş ve ilk yerleşimler başlamış. 1830’lü yıllardan beri üretim yapıldığı bilinmektedir.  Ancak 1919’da başlayan ve Amerika’nın tamamında uygulanan Prohibition diye adlandırılan içki yasağından şarapçılıkta nasibini alır. 1933 yılına kadar süren yasağa büyük buhran ve 2.Dünya Savaşı’da eklenince tüm Amerika’da olduğu gibi, Napa Vadisinde de şarapçılık biter.

1960’lı yıllarda kıpırdanmalar başlar. Küçük aile işletmeleri tarafından üretilen şaraplar, 1970’li yıllarda Fransa’daki kör tadımlarda (marka, üretim yeri, üzüm türü gizlenerek, hiçbir bilgi verilmeden yapılan bir tür tadım metodu) ödülleri toplayınca, aranan kan bulunur, Napa Vadisi şarapları ün kazanır ve tüm bunlar gelecek parlak günlerin habercisi olur.

Doğru stratejik planlamalar  hızla etkisini gösterir. Gelişmeler baş döndürücü bir hıza ulaşır. Napa Vadisi artık sadece ürettiği şaraplarla değil, tarımın, endüstrinin, gastronominin iç içe olduğu farklı bir turizm segmentinin habercisi olur.

Yaratılan değer’in ana teması üzümdür. Üzümün yetiştirilmesinden, şarap üretilmesine, şişelenmesinden tadımına, satışına kadar geçen her süreç ile şarap yanında yenilen yiyecekler ve şarap sunumunda kullanılan endüstriyel ürünler bile artık bu tür turizmin ilgi alanındadır.

Napa Vadisi  aslında ana teması üzüm olan bir tarımsal üründen yola çıkmış ve hızlı bir şekilde, daha iyi içecek, daha iyi yemek arayışında olan, deneyimli, seçici, zevk sahibi ve yüksek kazanç sahibi  bir turist grubuna hizmet verir hale gelmiştir.

Bağcılık yapan çok sayıda kişiyi bir araya getiren, onları en iyi şarap üretme konusuna ikna eden, alt yapısı ile üst kurumları ile müthiş bir organizasyon gerçekleştiren ve dünyanın her yöresinden zengin turist çeken bu üst akıl nasıl oluşmuştur? Nasıl bir vadi projesi adı altında bir araya gelmiştir? Anlatalım..

Aslında vadi tarzı projeler bilinir. Her ne kadar adı vadiyse de, vadilerde kurulması gerekmez. Amaç, aynı işi yapan, liberal, girişimci, iyi yetişmiş kişileri bir araya getirmek ve o sektörde en iyi olabilmek, dışarıdaki iyileri ve iyi projeleri de bu sektöre çekebilmektir. Pek çok devlet yada hükümette bu projeleri bildiğinden, taklit vadiler yaratmak amacıyla alanlar tahsis etmiş, binalar dikmiş, hibeler vermiş, aynı işi yaptıklarını düşündükleri kişi yada kurumları bir araya getirmişse de sonuç hüsran olmuştur.

Vadi tarzı projelerin en başarılı örnekleri Amerika’da.. Aslında bu tür projeler bir İngiliz modeli.. Tamamen Liberteryan bir hareket. Alabildiği devletin küçüldüğü ve alabildiğine insanların özgürleştiği insanı ön plana çıkaran bir anlayış sonucu ortaya çıkmış girişimcilik modelleri. Önceleri birbiri ile ortak bağı bulunan kişileri bir araya getirmek, onları ortak bir paydada birleştirmek,  bir yer tahsis etmek ve mümkün olduğunca karışmamak esasına dayalı bu model  aslında Amerikalılar tarafından kurulmamış..  Ama Amerika, bu model için iyi bir laboratuvar olmuş.

Amerika’nın en iyi üniversitelerinde yetişen özgür düşünceli gençleri, ellerindeki milyon dolarları yatırıma dönüştürmek isteyen melek yatırımcıları, tecrübeli beyinleri, görevini en üst seviyede yapan ekipleri bir araya getirince mucizeler yaratmışlar.

Peki biz yaratabilir miyiz bir Napa Vadisi.. Binlerce yıllık tarım üretim tecrübesini, tarımsal çeşitliliği, yiyecek ve içecek zenginliğini bu vadilerde turizm potansiyeline dönüştürebilir miyiz.

İşte o biraz zor..  Neden?

Bir kere bizde devlet her şeyin en iyisini biliyor. İnsanların iyi eğitimleri, bilgi birikimleri, vizyonları, girişimci ruhları, engin tecrübeleri onlar için çok da önemli değildir.. Güvensizlik temel esas onlar için. Kara kitabın bir yerinde “olmaz” bulunuyor ve nuh deniyor, peygamber denmiyor.

Devlet’i bu tür projelere ikna etseniz bile, mutlaka içinde olmak, bir yerinden tutmak istiyorlar.  Hiç bir şey yapmasa bile, bir teşvik sistemi kuruyor, projeyi kredilendiriyor. Denetim mekanizmasını mutlak surette ele geçiriyorlar.

Üretim bölgelerinin bulunduğu yer yerel yönetimleri başta muhtarlar olmak üzere, etkili bir şekilde siyasallaşmışlardır. Bölgenin genel menfaatleri yerine, özel menfaatler devreye giriyor. Yatırımcının kendilerinden olup, olmadığı, kendilerinin bu projede yer alıp almayacakları, kendi arazisinin değerlenip değerlenmeyeceği hemen bir sorun olarak kendisini gösteriyor.

Üzülerek belirtmeliyiz ki; üniversitelerimiz, okullarımız ve aile kavramımız, girişimcilik üzerine kurulu değildir. Gençlerimizin yeteneklerinden yararlanmak, farklı alanlara yönlendirmek yerine onları kısa yoldan devlete sokmak ve bir memur olarak ömür boyu maaş almasını sağlamak en öncül hedeflerimiz arasındadır.

İş birliği kültürümüz gelişmemiştir. Aynı işi yapanları aynı hedeflere yöneltmek ve birlikteliğin nimetlerinden yararlandırmak son derece güçtür.

Maalesef yeni projeler yaratamıyoruz. Yada yaratılmış projelerin kendisini tanıtmasının fırsatlarını sunamıyoruz. Farklı projeleri değerlendirecek ve onları hayata geçirecek kurum ve kuruluşlarımız hala yok.

Bilgiyi, tecrübeyi, parayı, girişimci ruhu, teknik ekip’i bir araya getirecek organizasyon sistemlerimiz gelişmemiş. Bunların birisinin eksik olması, sistemlerde sık sık kırılmaların yaşanmasına sebep oluyor.

Ülkemizde sermaye, bu tür girişim projelerini desteklemek, onlara yatırım yapmak için kurgulanmamıştır. İnşaatlardan ve gayrımenkul yatırımlarından  elde ettikleri kısa vadeli, risksiz ve çok karlı yatırımcılık anlayışı, bunun  temel sebebidir.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

*