IMG_9456Bilenler bilir,  narenciye fidancılığı deyince, Mersin’de Davultepe, Hatay’da ise Samandağ Fidanköy akla gelir. Yani dememiz o ki; fidancılık Davultepe’liler ve Fidanköy’lülerden sorulur.

Her iki bölge fidancıları da, hem yetiştirdikleri kaliteli fidanlar, hem de yeni türlere sağladıkları adaptasyonla narenciye sektörüne önemli katkıda bulunuyorlar. Bu nedenle, ülkemiz narenciye sektörünün nerelere gittiğini anlamamız için fidancılık sektörüne bakmamız gerektiğini düşündük

Çiftçi Kulüp olarak Davultepe narenciye fidan üreticilerinin iki önemli ismi Mehmet ERŞAHİN ve Abdurrahman UÇAR ile görüştük. İşte anlattıkları..

Davultepe’de her yıl yetiştirilen ve dikim aşamasına getirilen fidan sayısı bir milyon, Fidanköy’de ise üç milyondur.. diyorlar.

Fidancılık eskiden 17 kg.lık yağ tenekelerine dikilirken, son yıllarda naylon fidan torbalarına dikilmeye başlamış. Damlama teknolojilerine de gelişince fidancılık hem kolaylaşmış, hem de maliyetler düşmüş. Bu durum ise sektörün hızla büyümesini sağlamış. Buna rağmen, çekirdeğin toprakla buluşturulmasından fidan haline gelmesine kadar geçmesi gereken süre ise üç yılmış ve fidan üç aşamalı bir süreçten sonra toprakla buluşturulabiliyormuş.  Fidanköylü’ler bu süreci 1 buçuk yıla kadar düşürmüşler. Çekirdek tohumlamasını seralarda yapıyorlarmış. Ancak bu durum ileride fidanın toprakla buluşmasında adaptasyon sorunu yarattığından, biz bu yolu tercih etmiyoruz, geleneksel yöntemlerle üretime devam ediyoruz diyorlar.

Anaçta, turunç, carizo ve C 35 denen türleri kullanıyorlarmış. Ancak C 35 bölge ile uyum sağlamadığından, C 35’den vazgeçmişler, artık Carizo ve Turunç anaç’dan fidanlar üretiyorlarmış. Carizo’ya olan talep daha fazla, ancak bölgede turunç kendisini ispat ettiğinden, bizim gönlümüz turunç anaçtan yana diyorlar.IMG_9462

Ülkemiz tarımının müzmin ve en önemli hastalığı plansızlık fidan üretimini de etkilemiş. Ülkemizde ne kadar narenciye yetiştirilmesi gerektiği konusunda bir planlama ve sınırlama olmadığı için  Davultepe ve Fidanköy’de yetişen fidanların tamamına yakını toprakla buluşturuluyormuş.

Çok sayıda fidanın toprakla buluşması, ülkemiz tarımının hızlı bir şekilde tarla ziraatından çıktığını ve bahçe ziraatına doğru yöneldiğini gösteriyor. Bu durum ise önemli bir tehlikenin işaretçisi.. Mazot ve gübre fiyatlarının yüksekliği, çiftçinin tarla ziraatından para kazanamaması, tarla ziraatından kaçtığını ve bahçe ziraatçiliğine yöneldiğini gösteriyor.

Bizler şu anda talep yaratmadan arz yaratıyoruz. O kadar çok narenciye bahçesi ihdas ediliyor ki; bu kadar ürün nasıl ve nereye pazarlanacak büyük bir belirsizlik hakim. Yarın bu ürünler pazarlanamazsa, çiftçi bahçesini bozacak ki, bunca emeğe ve yapılan harcamaya yazık olacak diyorlar.

IMG_9463Davultepe’li fidancılar, yetiştirdiğimiz fidanların türlerinde de sorunlar var. Çiftçi  sık dikimli ve verimli türlere yöneliyor. Bu doğru bir tercih.. Ancak, geçtiğimiz yıllarda greyfurt’un, portakal’ın fremont mandalinanın  para etmemesi nedeniyle büyük emeklerle yetiştirilen bahçeler hızla sökülüyor ve yerine geçtiğimiz yıllar para eden türler dikiliyor. Oysa plan yapıcıların Türkiye’nin hangi ürünle, hangi pazarları zorlayacağının belirlenmeli ve buna uygun türlerin dikiminin teşvik edilmesi gerekir. Ülkemizde maalesef bunu yapacak bir mekanizma olmadığından, çiftçi fiyat dalgalanmalarına göre türler belirliyor ve bu türlere göre dikimini yapıyor, büyük bir emeği ise, para etmediği için söküyor. Ancak geleceğin ne göstereceği ve yeni dikilen türlerle nereye varılacağı konusunda bir belirsizlik var.. Türkiye yeni bir hüsranla karşılaşabilir diyorlar.

Yine fidancılarımıza göre, göbekli portakalın yeni birkaç türü dışında portakalda yeni bahçe tesisi yok denecek kadar azalmış. Grayfurt üreticiliği yok olma noktasındaymış.. Limon ekiminde önemli bir artış olmamakla birlikte Mayer’e hızlı bir talep varmış.. Yatak’a elverişli yediveren ve küt diken türleri tercih ediliyormuş. Ama Türkiye’nin önemli bir ihracat kalemi olan enterdonat türü limon’un ise geç verime yatması ve sık dikime elverişli olmaması nedeniyle yeni oluşturulan bir bahçesi yokmuş..

Mandalina’da ise okitsu, minneola ve w-murcot’o olan talep sürerken,  şimdilerde yeni bir tür olan ore yaygın olarak dikilmeye başlanmış.. Rize, satsuma türleri ise az olmakla birlikte talep görüyorlarmış.. King ve fremont bahçeleri ise tamamen sökülmüş..

Share

leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*