Üzümden, şekerli meyvelere, arpa, mısırdan, pirinç’e kadar çok sayıda tarımsal üründen alkol ve buna bağlı alkollü içecek elde edildiği için Çiftçi Kulübü alkollü içecekleri ve buna bağlı sorunları da dile getirme gereğini hissetti.

Konunun içeriğine girmeden önce ifade etmemiz gerekiyor ki; alkol dostumuz değildir… Çok acılara sebebiyet vermiş, çok canlar yakmıştır. Uzak durmakta fayda vardır.

Zararları bilindiğinden, yönetenler, her zaman alkollü içecek üretimini, reklamını ve tüketimini yasal bir mevzuatla düzenleme gereğini hissetmiş, bununla ilgili düzenlemeler sıkça mevzuatlarda yer almıştır.

Bazen daha da ileri gidilmiş, ya yasaklamış, yada “bu zıkkımı içenler tonla para ödesin de, görsün gününü..” gibi bir yaklaşım sergilemiş, üretimi, reklamı ve tüketimini zorlaştırma, güçleştirme gibi bir yol ve yöntemler tercih edilmiştir.

Yasaklamanın tarih boyunca sayısız örnekleri vardır. Amerikan içki yasakları, içki üretiminin yeraltına inmesine, kontrolsüz üretim nedeniyle tüketimin çılgınca artmasına ve böylesine büyük bir sektörden nemalanan çok güçlü bir mafyanın ortaya çıkmasına, büyük vergi kayıplarına sebebiyet vermiştir. Sorun kontrollü ve kayıt altındaki bir üretim planlaması ile aşılmıştır.

Bizde de, 1924 yılında alkol üretimi yasaklanmış, ancak sektörün yer altına inmesi ve kötü şartlarda ve kaçak üretimler nedeniyle devlet zorunlu olarak yeniden üretim izni vermek zorunda kalmış, ancak bu defa tamamen devlet kontrolünde ve Tekel Genel Müdürlüğü bünyesinde üretim yapılabilecek düzenlemeler yapılmış, sonraki yıllarda Tekel’de özelleştirilmiştir.

Üretimle ilgili tüm yasal mevzuat 4733 sayılı Yasa ile düzenlenmiş olup, üretim izni alma, tesis kurma, ürün temin etme, reklam yapma ve üretilen ürünleri satma kuralları bu mevzuat çerçevesinden düzenlenmiş, izin almadan üretim yapma cezaları ise aynı düzenlemede yer almıştır.

Aynı kanunun 8.maddesinde ticari amaç olmaksızın üretim yapmanın usul ve esasları da belirlenmiştir. Buna göre; ticari amaç olmaksızın üçyüzelli litreyi aşmayan fermente alkollü içki imal edenler haricinde, Kurumdan tesis kurma ve faaliyet izni almadan; tütün işleyenler veya tütün mamulleri, etil alkol, metanol ya da alkollü içki üretmek üzere fabrika, tesis veya imalathane kuran ve işletenlerin cezalandırılacağı düzenlenmiştir.

Bundan anlaşılması gereken şudur. 350 Lt.ye kadar fermente içki (bira, şarap) üretmek serbest. Rakı, votka, viski gibi distile yöntemlerle üretilenler ise yasak.

Şimdi gelelim konumuza..

Son günlerde basından çok sayıda kişinin kaçak içkiden yada sahte rakıdan öldüğüne dair haberlere sıkça rastlıyoruz yada bu tür ölümleri çevremizde duyuyoruz. Ölümler hep rakıdan olduğundan öncelikle rakı ve üretimi nedir anlatalım

Rakı genellikle üzüm sumasının damıtılması yolu ile elde edilen tarımsal alkol’ün anason tohumu ile aromalandırılması yolu ile elde edilen alkollü bir içkidir. Yani rakının olmazsa olmaz’ı üzüm, anason ve sudur. İyi üzüm, kaliteli anason ve yüksek değerli bir su kullanılarak, uygun koşullarda distile edilen her rakı kalitelidir. Tarımsal ürünlerden elde edilen her alkol ise Etil Alkol’dür.

Tamamen ticari amaçla üretilen ve piyasada satılan Rakı’larda da aynı hammaddeler kullanılarak üretim yapılmakla birlikte, şeker fabrikalarınca üretimi yapılan pancar menas’ından da etil alkol üretildiği bilinmektedir.

Bizim ülkemizde de son yıllarda yönetenler, gerek sıhhi, gerekse dini kaygılarla alkol tüketilmesine karşıdır. Bu nedenle, üretim ve tüketimi mevzuatla düzenlenmekle birlikte, çeşitli vergilerle bindirilmiş, fiyatlar nedeniyle içimin azaltılması gibi bir çabanın olduğu da gerçektir. Bu durum ise kaçak-sahte içki üretimini ve tüketimini teşvik etmiş, gözler bu konuda kapalı tutulsa bile, adeta bu konuda patlama yaşanmasına sebebiyet vermiştir.

Piyasada bolca bulunan ve terminolojik anlamda kaçak-sahte olarak tanımlanan ve çokça tüketilen içkiler bir kaç yöntemle elde ediliyor.

Bunlardan en basit ve kolay üretimi eczanelerde, büyük marketlerde yada kimyasal ürünler satanlarda bolca bulunan ve kolayca temin edilebilen etil alkolü almak ve yine internette kolayca temin edilebilen anason aroması ile soslamak ve şişeleyerek piyasaya sunmaktır. Bu tür içkiler piyasada bilinen markaların şişelerine konularak piyasaya sunulduğu için sahte içki-rakı olarak tanımlanabilir. Görüldüğü gibi bu içkiler distile edilmeden üretilen içkiler olması nedeniyle gerçek bir rakı sayılamayacağı gibi, 4733 sayılı yasa kapsamına da girmemektedir.

Diğer bir yöntem ise; özellikle Akdeniz Bölgesinde köylerde basit ve sağlıksız distile yöntemlerle kuru yada yaş üzümden elde edilen ve boğma tabir edilen içkilerdir ki, bu yöntemle tamamen etil alkol üretildiğinden ve anasonlandığından (içerisinde çok az miktar metil alkol bulunuyor) bu tür içkiler öldürücü değildir. Bu tür içkiler tamamen distile yöntemlerle elde edildiğinden 4733 sayılı yasa kapsamında suç olarak tanımlanmaktadır.

İyi üzüm, iyi anason ve iyi su kullanılır, elde edilen alkol göbekten alınır, elde edilen rakı uygun süre dinlendirilirse, piyasada en iyi rakıyım diyenlerden bile iyi sonuç almak mümkündür. Bazen de anason dışında farklı aromalarla rakıya farklı lezzet kazandırılabilir ki, bu tür üretim de kendiniz için olsa bile 4733 sayılı yasa kapsamında suçtur.

Asıl tehlikeli ve ölümcül olanı ise metil alkolden üretilen rakıdır. Metil alkol tarımsal ürünlerden elde edilmez. Sanayide kullanılmak üzere üretilir. Fiyatı oldukça ucuzdur.  İşin garip yanı, alkol bağımlıları tarafından tehlikeleri bile bile, sadece ucuz olduğu için tercih edilir ve kullanılır. Sonuç ise kaçınılmaz sakat kalma yada ölümdür.

Peki içki neden içilir?

Bazen keyf almak, eğlenmek, bazen duygu durumunu düzenlemek, stresle baş etmek, bazen dertlenmek için içilir. İçmesini bilenler için usul ve adabı vardır. Belirli yemeklerin olmazsa olmazı olduğu düşünülür. Dostluklara vesile olur.

İçmesini bilmeyenler için ise sonuç; boşa giden para, ailelerin dağılması, çatışmalar, ölüm ve hüsrandır.

Sonuç olarak, alkollü içki ilk bulunduğu günden beri tüketilmiş, bunu yasaklamak için çok sayıda girişimde bulunulmuş, ancak hiç bir yasaklama girişimi başarılı olamamıştır.

Ülkemizde ticari amaçla alkol üretimi ile ilgili usul ve esaslar belli olmasına rağmen, ticari amaç olmaksızın yapılan alkol üretimi ile ilgili mevzuatta kafa karışıklığına sebebiyet veren düzenlemeler bulunmaktadır. 4733 Sayılı yasa 8. maddesi tekelci bir anlayışın ürünü olduğu ve rakı üreticisinin koruma kaygısı taşıdığı görülüyor. Şarap gibi fermante içkilerde 350 litreye kadar üretim yapanların izin almasına gerek bulunmazken, distilasyon yolu ile elde edilen içkilerin üretim izni olmadan üretiminin yasak olmasının anlaşılabilir başka bir sebebi yoktur.

Kısaca özetlemek gerekirse;

Belirli bir markanın şişesinin içine konulan rakı “o markanın sahtesi” rakıdır.

Marketlerden yada eczanelerde satılan alkolün sulandırılması ve içerisine anason sosu konulması yolu ile elde edilen rakı tamamen “yasal” bir rakıdır.

Üretim izni olmadan distilasyon yolu ile elde edilen rakı “izinsiz üretilmiş” rakıdır.

Yurtdışından yasal olmayan yollarla getirilip satılan rakı “kaçak” rakıdır.

Her ne ambalaj içini konulursa konulsun, şişenin içerisine konulup, satılmaya çalışılan metil alkolden üretilmiş rakı “ölüm silahı” rakıdır.

Bu nedenle, distilasyon yolu ile elde edilen içkilerde de ticari amaç olmaksızın belirli bir litreye kadar üretime izin verilmesi halinde esasında var olan bir üretim yasal hale getirilecek, belki de tehlikeli ve ölümcül risklerin önüne geçilebilecektir.

 

 

 

Share

leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*