IMG_9740Suriye sınırında düşürülen bir Rus savaş uçağı ile başlayan kriz ile ilgili hemen herkes konuştu.. Herkes fikir beyanında bulundu.. Kimsenin eteğinde taş kalmadı..

Konuşanların;

Kimisi DÜŞEN savaş uçağının ilişkilerde yarattığı tahribattan,

Kimisi DÜŞEN sebze ve meyve fiyatlarının iç pazara olumlu etkisinden,

Kimisi DÜŞEN enflasyonun ekonomide oluşturacağı iyimserlikten,

Kimisi sıcaklığı DÜŞEN Türk – Rus ilişkinin daha da kötüleşeceğinden bahsetti, ama Kimse damdan DÜŞEN’le ilgilenmedi.

Oysa damdan DÜŞEN’in halinden en iyi damdan DÜŞEN anlardı.

Bu nedenle biz, Çiftçi Kulübü olarak damdan DÜŞEN’le konuştuk.  Yani narenciye ihracatçı ile..

Çok sayıda ihracatçı ile görüştük ve tesislerini gezdik. Dertlerini dinledik.

İşte anlattıkları;

  • Bölgemizde teamül, narenciye üreticisinin ürünlerini dalında satmasıdır. Narenciyenin bir bölümünü iç pazara IMG_9736yönelik ticaret yapan tüccar satın alırken, asıl ve büyük bölümünü ihracatçı satın alır. Büyük üreticiler de genellikle ihracatçıyı tercih eder.
  • Narenciye piyasası Eylül ayında açılır, Kasım ayında ise alım-satım tamamlanır. Rus uçağının düşürüldüğü ve krizin patladığı 24 Kasım tarihinde ise Narenciye alım satımı tamamlanmış, ürünün tamamına yakın bir bölümü, üretici/çiftçiden çıkmış, tüccara yada narenciye ihracatçısına geçmiş. Yani ihracatçıda yada tüccarda görülen moral bozukluğu, ürününü sattığı için şimdilik üretici/çiftçide görünmüyor.
  • Krizin ortaya çıkması, ihracatçılar nezdinde tam bir sok etkisi yaratmış..Piyasalarında müthiş bir belirsizlik hakim. Satın aldıkları meyve pazar olgunluğuna ulaşmış. Bu nedenle, kendileri beklese, ürün beklemiyor. Hasat yapıp, Rusya’ya gönderseler ne ile karşılaşacaklarını, göndermeseler ürün’ü nasıl değerlendireceklerini bilmiyorlar.
  • Rusya pazarı zor bir pazar.. Ancak Türk ihracatçısı yıllar süren zorlu çabalarla, bu pazarda kendilerine önemli yerler edinmişler.. Depolar kurmuşlar, lojistik ağ oluşturmuşlar, önemli marketleri ele geçirmişler. Bu piyasalara hakim insan kaynakları yetiştirmişler. Ancak büyük ihracatçı firmaların Rusya pazarına hakim önemli bir kısım personelinin göz altına alındığına dair söylentiler dilden dile dolaşıyor.
  • IMG_9741Limon dışındaki narenciye ürününe konulan Rusya’ya giriş yasağı 01 Ocak 2016 tarihinde başlıyor. Bu tarihten önce bir kısım ürünlerin geri döndüğüne ilişkin söylenti aslında gerçekleri yansıtmıyor. Yada önemsenmeyecek kadar küçük miktarlar. Yani keyifsiz tadsız da olsa, ihracat devam ediyor.
  • Büyük ihracatçı önemli riskler alıp, 01 Ocak 2016 tarihinden önce, önemli miktar narenciye ürününü Rusya’ya girdirmiş ve depolarda muhafaza ediyormuş. Yani stok yapmışlar. Bu yolla kısmen de olsa, bir yasağı delme girişiminde bulunmuşlar. Ama 01 Ocak 2016 tarihinden sonra ne olacağı konusunda derin endişeleri var. 01 Ocak 2016 tarihinden sonra da “Türk Menşei’li” malların satışı engellendiği taktirde, depolarda bulunan binlerce ton ürünü çürümeye terk edeceklerini biliyorlar. Asıl endişeleri bu..
  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya’nın ambargosundan sonra; “Alsan ne olur, almasan ne olur. Bu ülke 1 milyar dolarla yıkılmaz” sözü onlarda tam bir hayal kırıklığı yaratmış. Umutları tüketmiş.. “Bu ülke belki 1 milyar dolarla yıkılmaz, ama biz biteriz. Bu bitiş’in üretici/çiftçiyi etkilememesi imkansız” diyorlar.
  • Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun AKP Grup Toplantısında yaptığı; “Rusya’nın uyguladığı ambargodan kaynaklanan zararın karşılanmasına yönelik çalışma yapıldığı” söylemini ise ciddiye almıyorlar. 01 Ocak 2016 tarihine kadar gönderilen Tarım Ürünlerinde önemli bir geri dönüş yok. O tarihten sonra ise zaten ambargo nedeniyle Rusya’ya giriş yok. Bu nedenle geri dönen ürün bedeli ile ilgili zararın tazmini bir anlam ifade etmiyor. Asıl zarlar üretici/çiftçi’den satın alınan ve dalda kalan üründür.. Asıl bu zararın giderilmesi ile ilgili çalışmanın kendilerini tatmin edeceğini belirtiyorlar.
  • Türkiye’nin Rusya’ya olan yakınlığı ve üretilen ürünlerin niteliği itibariyle Rusya’nın alternatif üretim IMG_8631bölgelerinden alım yapamayacağına ilişkin görüşlere ise hiç itibar etmiyorlar. Tabi ki, Türkiye Rusya pazarına yakındır. Türk ihracatçısının Rusya pazarındaki altyapısı sağlamdır. Türk ürünleri kalitelidir. Üretim zamanı itibariyle Kasım ve Aralık aylarında boşluğu yakalar ve rakipsizdir. Ancak Ocak ayına geçildiğinde, rakip pazarlar devreye girer ve Rusya Limon’u Arjantin’den, Portakal’ı Mısır’dan, Mandalina’yı Gürcistan’dan, Pakistan’dan, hatta Çin’den bile alabilir. Bu sözler, “Pazarı bilmeyenler tarafından dile getiriyor” diyorlar.
  • Pazarları çok daralmış.. Geçtiğimiz yıllarda ikinci sınıf mallarla ilgili Irak ve Ermenistan pazarlarından talepler gelmekle birlikte, bu yıl bu talepler de azalmış. Avrupa ise farklı bir pazarmış. Avrupalı en kaliteliyi, en ucuza yemek ister, çeşit talebinde bulunur ve kazandırmaz.. Bu nedenle, bu pazarda narenciye’yi eritemeyeceklerini düşünüyorlar.

01 Ocak 2016 tarihini ve sonrası onlar için belirsizliklerle dolu.. Hükümet kanadından yada Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından sorunun çözümüne ilişkin somut bilgiler alamamaktan yakınıyorlar.

Sorun görünenden daha büyük ve vahim.

Rusya krizi galiba önce ihracatçının, sonra üreticinin elinde patlayacak gibi görünüyor.

Share

leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*