IMG_8687Kızılderili der ki;  ilkbaharda toprakta usul usul yürü; toprak ana hamiledir..

Onlara göre, toprakta yürümenin, doğurduğu çiçeği kopartmanın, pınarlarından su içmenin, derelerinde yüzmenin bile bir adabı vardır. Meyvelerini yemek seremoni gerektirir. Suyunu içmek müzik dinlemek gibidir. Toprak onlar için kutsaldır. Çam ağaçlarının iğneleri, vızıldayan böcekler, beyaz kumlu sahiller, karanlık ormanlar, çayırlar onlar için değerlidir. Onların hepsi atalarının anılarını taşır. Toprak onlar için geçmiştir, gelecektir, ortak değerdir.

Bizde de öyle(mi)?

Kutsal kitaplarda bahsedilse de, ozanlar “benim yarim kara topraktır” dese de, birazcık ıslansın diye yağmur duasına çıkılsa da, ona karşı hoyratız. Öylesine hoyratız ki, üstünde tepiniyoruz. Bütün bencilliğimizle, kabalığımızla kalbine bıçak saplıyor, bedenini yırtıyor, mahremine beton dolduruyoruz. Bir gün sonrasını, bir sonraki nesli düşünmeden, kirlettikçe kirletiyoruz.

Son yıllarda ortaya çıkartılan peydahlanmış, semirtilmiş, köpürtülmüş inşaat sermayesi tıpkı arenada ki aslanlar gibi, önüne atılacak  kurban’ı bekliyorlar. O derece azgınlar ki;  parçalamak, yok IMG_8656etmek istiyorlar. Onların parçalayacakları kurban’a, (pardon) arsaya ihtiyacı var.

Bir de; kurban’ın aslanlara atılması için başparmağını dikleştirerek, yere doğru çeviren kral, kurban’ın aslanlar tarafından her parçalanışında ağzından salyalar akıtarak,  “ole” diye bağırın yığınlar, çiftçide – köylü de kurban, (pardon) arsa varken, bu gösteri sürüp gidecek anlaşılan..

Semirtilmiş inşaat sermayesi ellerinin değdiği her yeri, gözlerinin görebildiği her alanı, bu alanlardaki yaşamı yok etmeye kararlılar. Hiç kimseye söz hakkı vermeden, hiç bir uyarıya aldırış etmeden, hiç bir canlıya yaşam hakkı tanımadan yangın alevi gibi toprakları yok ediyorlar.

Öyle yüzsüzler ki; öyle ahlaksızlar ki, hiç bir değer tanımadan, dağ, deniz, ova ayırımı yapmadan, gelecek nesillere hiç bir şey bırakmamacasına yok etmekte kararlılar. Yok etmekle yetinmiyorlar, tüm zevksizliklerini, estetiksizliklerini, görgüsüzlüklerini, büyük bir bencillikle ve kibirle fütursuzca IMG_9725 gözümüzün içine sokuyorlar. Hiç bir mimari değeri olmayan kirliliği bizlere yatırım-üretim diye yutturuyorlar. Her yeri mezarlığa çeviriyorlar.  Ölüm bulundukları yerde kol geziyor.

Çiftçi de; gözleri yuvalarından dışarı çıkmış, elleri iki yana açmış, canhıraş vaziyette toprağını korumaya çalışıyor.

Aslanlara yem olmamak için…

Biz çiftçilerde tıpkı ölmek üzere olan gladyatörler gibi seslenmek isteriz.

Selam sana Sezar; ölmek üzere olan bizler seni selamlarız..

Share

leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*