Kooperatifleri ortak menfaatleri olan gruplar kurar. Bu gruplar ihtiyaçlarını karşılıklı olarak ve yardımlaşma yoluyla gidermeyi amaçlarlar. Kişiler tek başlarına yapmaya güçlerinin yetmediği işleri bir araya gelerek yapmaya çalışırlar, bu işbirliğinden hem kooperatifin üyeleri, hem de toplum yararlanır.

Hem yasalarımıza, hem de Uluslararası Kooperatif Birliklerinin belirlemesine göre, kooperatiflerin temel, vazgeçilmez ve evrensel ilkeleri vardır.

Nedir bunlar?

Kooperatife üyelikte gönüllülük esas olup, hiç kimse kooperatife girmeye yada kalmaya zorlanamaz. Üyelik koşulları, üye olarak kalabilmek yada üyelikten çıkma esasları kooperatiflerin ana sözleşmeleri ile belirlenir.

Kooperatifin yönetiminde demokrasinin tüm unsurlarının eksiksiz olarak yer alması gerekir. Bunun sonucu olarak ortaklar oylarını kullanır, yöneticilerini seçer, kötü yönetiliyorlarsa eleştirir, gerekiyorsa onları değiştirir, hatta hesap sorar.

Kooperatifler iktisadi varlığı olan kuruluşlardır. Kar amacı güdebilirler. Yıl sonunda elde edilen gelirden, yapılan giderler çıkarıldıktan sonra kalan payda ortaklar arasında eşit olarak dağıtılır.

Kooperatifler kanun gereğince kurulmuş, özerk ve bağımsız olması amaçlanmış kuruluşlardır. Bu nedenle, kendi ortakları ve yasal denetçileri dışında kimseye hesap vermek zorunda değillerdir.

Kooperatifler belirli sayıda kişiler tarafından kurulmuş, ortak menfaat kuruluşları olduğu için, kooperatif ortaklarına, yöneticilere ve halka, kooperatifçiliğin anlam ve öneminin anlatılması, iyi bir yönetim anlayışının geliştirilmesi, muhasebe sisteminin oluşturulması için eğitim programlarının düzenlenmesi  gerekir.

Daha da önemlisi, kooperatife yararlı olabilmek, ortaklarına daha fazla ve etkili hizmetler verebilmek için işbirliği kültürünün geliştirilmesi, diğer kurum ve kuruluşlar ile kooperatifler arasında işbirliğine gidilmesi amaçlanır. Bu yolla bir yandan ortaklarının ihtiyaçlarını en üst düzeyde karşılanırken, diğer yandan içinde bulundukları toplumun çıkarları gözetilir. Aracılar ve tefeciler ile büyük sermaye kuruluşları ile mücadele edilebilen bir model gelişir.

Tüm bu anlattıklarımız olması gerekenlerdir. Ama gerçekler başkadır.

Ülkemiz ne hikmetse ve anlayamadığımız sebeplerle, kooperatif cenneti olmuş, tarıma dayalı kooperatiflerden, tarım dışı kooperatiflerine, taşıma kooperatiflerinden, turizm kooperatiflerine ve konut yapı kooperatiflerine kadar çok sayıda kooperatif kurulmuş.

Ticaret Bakanlığını kayıtlarında faaliyetini sürdüren yada bitkisel hayatta olan 84.000’e yakın kooperatif tespit edilmiş ve bunların önemli bir bölümü ayıklanmak suretiyle bu sayı 57.000’lere kadar düşürülebilmiş.

Çok sayıda ve farklı amaçlarla kurulmuş kooperatiflere rağmen, bizim işimiz tarım olduğu için bu yazımızda ifadesini bulan hususlar, tarımsal amaçla kurulmuş kooperatifler için söylenmiş kabul edilmelidir.

Ülkemizde kooperatifçilik için söylenecek tek bir söz vardır. Bir kaç örnek dışında büyük bir başarısızlıktır. Demokrasi kültürünün yeterince oluşmaması, kooperatifçiliğin anlam ve öneminin anlatılamaması, denetim mekanizmalarının gerektiği gibi çalışmaması, eğitime yeterince önem verilmemesi, işbirliği kültürünün oluşmaması, niteliksiz çoğunluğun yönetimleri ele geçirmesi gibi nedenler bu başarısızlığın temel sebepleri arasında sayılabilir.

Ancak tüm bu başarısızlıklar hayal kırıklığı yaratmamalıdır. Türk Tarım’ı yinede çıkışı kooperatifçilikte aramalıdır. Ticaret Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde görev yapan bir kısım seçkin bürokrat son yıllarda, son derece başarılı çalışmalar yapmakta ve bu sistemin gelişmesi için faaliyet sürdürmektedirler.

Nelerdir bu çalışmalar ve değişiklik önerileri?

Yedi kişiyi bir araya getiren istediği kooperatifi kuramayacak, gerekirse ihtiyaç bulunup bulunmadığının tespiti yapılacak, ihtiyaç yoksa kuruluş izni verilmeyecek.

Kurulan kooperatiflerin büyük bir bölümünün yetersiz sermaye ile kurulduğu ve ortaklık yapısı güçlü sermaye oluşturamadığı için, Türkiye’de tarımı destek amaçlı kurulan Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifi gibi kuruluşlara sadece kooperatiflere ödenmek üzere sübvanseli  kredi fonu tahsisi için talepte bulunulacak.

Kooperatifler prensip olarak kurumlar vergisine tabi olmakla birlikte, kendi üyeleri ile ticari faaliyet sürdürdükleri taktirde kurumlar vergisine tabi değillerdir. Ancak, kooperatiflerin bu üstün durumunu korumak için, ortaklık dışı ticari faaliyet sürdürme zorunluluğunun doğması halinde, iktisadi işletme oluşturmasına ve bu işletme üzerinden bu tür faaliyet yürütmesine izin verilecek yasal düzenlemeler yapılacak.

Bakanlık Türkiye’nin enerjiye olan ihtiyaçlarının, yenilenebilir enerji ile ve kooperatifçilik üzerinden karşılanabileceği  gibi bir düşünceye sahip. Bu nedenle, bir kısım yasal düzenlemelerin yapılmasından sonra, her türlü tarımsal kooperatifler, yenilenebilir enerji üreticiliğine özendirilecek ve desteklenecek ve yukarıda bahsedilen iktisadi işletmelere ihtiyaç olacak.

Türk Kooperatifçiliğinin başarısızlıklarını sıralarken, bunlardan en önemlisinin kooperatif yöneticilerindeki eğitim eksikliği olduğunu belirtmiştik. Hazırlanan tasarıda kooperatif yöneticilerinin en az ikisinin ve genel müdür’ün üniversite mezunu olması planlanmaktadır. Bu yolla ana sözleşmeye ve kooperatif hedeflerine uygun, kurumsal ve profesyonel yöneticilik hedeflenmektedir.

Kooperatiflerde iç denetim mekanizmalarının çalışmadığı bilinmektedir. Bu nedenle, yeni hazırlanan tasarıda bağımsız denetim kuruluşlarının denetim faaliyetini sürdürmesi  yada kooperatifin finansal güç ve üye sayısına göre en azından SMMO’sından denetim hizmeti satın alması öngörülmektedir.

Tasarının uzun vadeli hedefleri arasında kooperatif akademisi kurmak ve üyelerin eğitim eksikliğini bu yolla gidermek ve kooperatifçiliğin öneminin anlaşılması için çalışmalar yürütmek olduğu anlaşılmaktadır. Ancak kısa vadede Anadolu Üniversitesi bünyesinde uzaktan eğitim yolu ile kooperatif üye ve yöneticilerinin bilgi eksikliğinin giderileceği (İş yönetimi, kurumsal yönetim, muhasebe eğitimi, girişimcilik, kadın girişimcilik gibi) sertifika programlarının düzenleneceği ve nitelikli, kurumsal kapasitesi yüksek kişilerin yönetimlere gelmesinin arzulandığı  bakanlık yetkilerince belirtiliyor.

Kooperatif üye ve yöneticileri ile kooperatifçiliği kısıtlayıcı yasal hükümlerin kaldırılması ile ilgili çalışmaların sürdüğü ve son aşamaya geldiği, yakın zamanda bu hükümlerin yasalarımızdan ayıklanacağı ifade ediliyor.

Ticaret Bakanlığı yada Tarım ve Ormancılık Bakanlığı bünyesinde kurulacak bir bilgi kayıt sisteminde kooperatiflerin tüm bilgilerinin ve hazuran cetvellerinin yer alacağı, bilgilerin ortalara açık olacağı ve bu yolla kooperatiflerin istese de, istemese de şeffaflaşacağı belirtilmektedir.

Mevcut Tarımsal Kooperatiflerin çiftçinin ortak makine ve ekipman kullanımı, ihtiyaç sarf malzeme temini-tedariki, ürün pazarlaması konusunda donanımlı hale getirileceği ve bu konudaki çalışmaların son aşamaya geldiği ifade ediliyor.

Bu aşamalardan sonra, çocuk bakımı, yaşlı bakımı, engelli bakımı, kadının üretimi katılması gibi hizmetler verecek sosyal  kooperatif modelinin geliştirileceği ve bunun bir çok toplumsal sorunun çözümü için model olacağı, Türk ekonomisinin gelişmesine ciddi katkılar yapacağı belirtiliyor.

Tüm bu ifade edilenler gerçekleştirilirse, başarı kaçınılmaz olacaktır.

Paylaş

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. *

*