Ziraat Bankası tarafından her yıl düzenlenen Tarım Ekosistem Buluşmaları toplantılarının konusu “Tarımın Geleceğidir.” Toplantı boyunca galiba iyi şeylerin duyulması isteniliyor ki, ne konuşması gerektiği önceden belirlenen, seçilmiş konukların başarı öyküsü dinlenir. Herkesin hoşuna giderecek, suya sabuna dokunmayan konuşmalar yapılır. Umut dolu vaatler verilir.
Dönemin Tarım ve Orman Bakanı Faruk ÇELİK’de toplantıya katılanlar arasındadır. Sorumluluk mevkiinde olunca, üretimden pazarlamaya, üreticinin sosyal hayatından eğitimine, araştırma kuruluşlarının sorunlarına, yapılması gereken idari ve hukuki düzenlemelere kadar yüzlerce sorunla karşılaşınca gerçekleri bilirseniz ve çözümde bulamazsanız, ruhunuz incelmeye başlar. Göğsünüz daralır, nefes alamazsınız. Ya pencereyi açıp hava alacaksınız ya da silkinip kalkacak, içinizi boşaltacaksınız. Galiba öyle bir gündü. Toplantı Salonunda açılacak pencere olmayınca, nefes de alamayınca, Faruk Çelik’de silkinip kalktı, itiraf ve sitem dolu sözcükler birden dudaklarından döküldü.
“Tarım toprakları çeşitli sebeplerle hızla betonlaşıyor ve bunun önüne geçemiyoruz. Tüm Anadolu coğrafyasındaki nehirlerin suyu bir Tuna Nehri kadar etmiyor. Tarım topraklarını ve suyu rasyonel kullanamadığımız için dar alanda tarım yapıyoruz. Tehlikeyi fark ettiğimiz için 250 ovayı tarımsal sit alanı haline getirdik ama, bunun sayısını artıramadık. Bu sayıyı 300, 500’e çıkarabilirdik ama sadece bu kadarını başardık. Biz bu kadarını başardık ama, tarımla ilgisi bulunan tek bir birlik, oda, oluşum, mühendislik kuruluşları gelip de, 250 Ovayı Tarımsal Sit haline getirdiniz ama, bu yetmez, sayısının artırılması gerekir demediler, öneride bulunmadılar, çalışmalara katılmadılar. Bakın arkadaşlar, tarımın siyaseti olmaz. Kuralları, değişmeyen politikaları olur. Tarım için kıvrak ve zamanı takip eden çalışmalar yürütülür. Biliyoruz bu konuda eksiklerimiz vardır. Bazı konularda başarılı olamadık. Başarılı olamadığımız konularda bilim insanlarından yararlanmak istedik. YÖK’e gittik. Genel Tarımın Sorunları konusunda bizlere program yapabilecek, öneride bulunacak, yol gösterecek, ne kadar ziraatçı, gıdacı, veteriner bilim insanı varsa, tarımın sorunları toplantısına gönderin dedik. Toplantı başladı. Üç sorudan, üç değerlendirmeden sonra konu hocaların özlük haklarına geldi. Tarımla ilgili tek bir öneri getiremediler, tek bir soruna işaret edemediler ama özlük haklarının iyileştirilmesini istediler. Çok üzgünüm.”
Dönemin Tarım Bakanı Faruk Çelik tarım üreticisini refaha ulaştıramadığını, tarımın devasa sorunlarının çözemediğini, tarım toprakları hızla yok olduğunu gördüğü için üzgündür ama, sorunun çözümüne nereden başlayacağını, kimlerle bu işi yürüteceğini bilememesi de düşündürücüdür. Bakanlığının kadrolarında çok sayıda personel ve araştırma kuruluşlarında bilimsel çalışmalar yürüten uzmanı varken, onlardan yararlanmak yerine uzun zamandır liyakat ve kalite sorunu yaşayan, araziye çıkmamış, üretici tipi sosyal yaşamı tanımayan üniversitelerdeki hocaları ile soruna çözüm araması ilginç olmuştur. Sayın bakanın asıl üzülmesi gereken ise budur.
Bakan Faruk Çelik’in bakanlık kadrolarında bulunan uzman personelinden tarımın sorunları ile ilgili raporlar hazırlanmasını istemek aklına gelmemiş ama planlı ekonomi dönemlerinde 1961 Anayasasının 41 ve 129.md.leri gereğince, DPT ve Tarım Bakanlığı uzmanları tarafından tarımla ilgili her alanda büyük bir titizlikle hazırlanmış, ancak hiçbir zaman uygulamaya konulmamış çok sayıda raporun varlığında da haberi olmamış. Bu raporlar Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı arşivlerinde Özel İhtisas Komisyonu Raporları arasında yer almaktadır. Ulaşmak ise bir tık kadar kolaydır.
Devlet Planlama Teşkilatı Özel İhtisas Komisyonları, konusunda uzman, temsil ettikleri kuruluşların görüşünü yansıtabilecek yetkiye sahip, gerektiğinde ilgili mercilerle koordinasyon kurabilecek kişilerden oluşturulmuş. Özel İhtisas Komisyonları çalışmasında tutarlılık sağlanabilmesi amacıyla Devlet Planlama Teşkilatı’nca bir çalışma modeli hazırlanmış ve komisyonların olanaklar ölçüsünde bu modele uyması istenilmiş, hazırlanan raporların ilgili oldukları konularda mutlaka yararlanılması gereken çok önemli bir kaynak olmasına için büyük özen gösterilmiş.
Dördüncü 5 Yıllık Kalkınma Planları hazırlıkları için 1976 yılında kurulan komisyon, çalışma alanı olan Tarımın Genel Sorunlarını 5 ana başlık altında inceleme kararı alır. Bu başlıklar Teknik Sorunlar, Ekonomik Sorunlar, Sosyal Sorunlar, Yapısal Sorunlar, İdari ve Hukuki Sorunlardır. Her bir sorun için çalışma yürütecek 5 ayrı uzman grup kadrosu oluştururlar. Bu kadrolarda DPT kadrolarında uzmanlar yer aldığı gibi Tarım Bakanlığı Kadrolarında yer alan uzmanlarda vardır. Tarımın Genel Sorunları raporlarını hazırlayan kadrolar hayret verici bir çalışmayla hiçbir baskıya maruz kalmadan her sorunu büyük bir titizlikle incelerler, her ayrıntıyı değerlendirirler. Bugünlere bile model olabilecek ölçekte sorunun kaynağını belirlerler ve çözüm için öneriler getirirler. Sorunun ne denli titizlikle araştırıldığını ifade edebilmek için bu yazıda sadece araştırma kuruluşları ilgili olanlarına yer vereceğiz. Diğer sorunlarla ilgilenenleri ise raporun tamamına yönlendireceğiz.
Araştırma Kuruluşlarını inceleyen uzman heyet raporuna göre, o tarihlerde Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğüne bağlı dokuz taşra kuruluşu vardır. Ayrıca Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Genel Müdürlüğü ve bunların taşra kuruluşları, Pamuk İşleri Genel Müdürlüğü ve Taşra Kuruluşları, Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü ve Taşra kuruluşları, Toprak Su Genel Müdürlüğü ve Taşra Kuruluşları görev alanlarına uygun hizmet yürütmektedir. Bunların mali yapıları, personel sayı ve nitelikleri, araştırma yaptıkları konular, araştırma için gerekli kaynaklar, araştırmadaki yapay ve dikey koordinasyonlar, araştırma sonuçlarının yayımcıya ve çiftçiye ulaşması tek tek incelenir. Ulaşılan sorunlar belirlenir ve sorunlu alanlar için önerilerde bulunulur.
Raporda;
Araştırma yapan kuruluşlar tek bir organizasyon çatısı altında bulunuyor gibi görünmesine rağmen, bölgelerde büyük bir dağınıklık içindedir. Aralarında dikey ve yatay bir iş birliği bulunmaktadır. Bitki üretimi ve hayvancılık yetiştiriciliği gibi genel müdürlük dağınıklığının araştırma kuruluşlarına da yansıdığı, araştırmaların bir bütün olarak ele alınamadığı, öncelik sırası düşünülemediği, araştırmacılar arasında işbirliği sağlanamadığı, araştırma konularının bir bütün olarak değerlendirilemediği, araştırma için gerekli teknik donanımın sağlanamadığı, araştırma sonuçlarının izlenemediği, araştırmanın envanterinin yapılamadığı için araştırmalarda çok sayıda tekerrür olduğu değerlendirilir. Eski araştırmalarda yararlanılamadığı, yeterince araştırmacı yetiştirilemediği, yetenekli gençlerin araştırmacılığa yönlendirilemediği, aksine araştırma yeteneği olmayan çok sayıda kişinin kurum bünyesinde araştırmacı olarak yer aldığı, araştırma konularının belirli bir düzen içerisinde ele alınamadığı belirlenir. En önemli tespit ise araştırma görevi yürüten kişilerin lisans üstü eğitim almada yaşadığı sorunlardır. İhtisas ve lisans üstü eğitim almak isteyenlerin sürekli üniversitelere gitmek istemesi gibi bir sorun bulunmaktadır. Bu eğitim ise araştırma eğitimine hizmet etmekten öte, üniversitenin vereceği göreve göre şekillendiğinden, anlamsız bir eğitim halini almaktadır. Ayrıca personel madde ve ruh olarak desteklenmemekte, çeşitli yollarla tedirgin edilmekte, başarılı olmaları engellenmektedir. Teknik personele ilişkin yan ödemeler yetersizdir. Yurt içi ve yurt dışı eğitim istekleri karşılanamamaktadır. Araştırma sonuçları çiftçiye ulaşmamaktadır. Araştırma kuruluşlarının varlığına rağmen, çiftçiye bilgi ulaştırılamaması bu kuruluşların etkin çalışmadığı, amaca hizmet etmediği gibi bir eleştiriye neden olmaktadır.
DPT ve Tarım Bakanlığının uzman kadrolarınca hazırlanan raporlarda yer alan her görüş çok değerlidir ama asıl değerli olan gelecekle ilgili verdikleri mesajlardır. Sanki bugünleri hissetmişler gibi, araştırma kuruluşlarında çiftçiye bilgi ulaştırılmamasının etkin çalıştırılmamasının sonucunun bu kuruluşlarla ilgili yoğun eleştirilere sebep olacağını ve kapatılması için baskılar oluşturulacağını tahmin etmeleridir.
Asıl üzücü olan ise DPT ve Tarım Bakanlığı uzman kadroları tarafından hazırlanan Genel Tarım Sorunları raporlarının hiç dikkate alınmamasıdır. İyileştirme için gereken çaba gösterilmediğinden araştırma kuruluşları için ayrılan taşınmazların büyük bir bölümü elden çıkmış, tarıma hizmet veren bir kısım kuruluşlar kaldırılmış, diğer teknik, ekonomik, sosyal, yapısal idari ve hukuki sorunlar ise büyüyerek güncelliğini korumuştur.
Tarımın Genel Sorunları Raporlarının linki ise aşağıda
https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2018/11/04_GenelTarimSorunlari.pdf


















“Genel Tarımın Sorunlarının Çözümü Cumhurbaşkanlığı Arşivindeymiş” üzerine 4 yorum
Elinize sağlık. Ülke tarımının geleceği için; tarımsal araştırma kuruluşlarının etkin olmaması, bilgi akışının yetersizliği ve liyakat eksiklikleri gibi temel sorunların çözülmesinde ve tarım politikalarının oluşturulmasında kesinlikle rasyonel ve kapsayıcı bir bakış açısı gerekmekte. Devlet Planlama Teşkilatı, makroekonomik, sektörel ve bölgesel bakış açılarına sahip uzmanlık birikimiyle çok değerli bir kuruluştu. Bu kurumun geçmişte hazırladığı raporlara yeterli önemin verilmemesi, maalesef mevcut sorunların çözülmesi bir yana, daha da derinleşmesine neden olmuş durumda. Selamlar.
Yazınızda, tarım sektörünün sorunlarına dair oldukça kapsamlı ve dikkat çekici bir değerlendirme yapmışsınız. Özellikle, tarımsal üretimden dağıtım aşamasına kadar olan tüm sürecin entegre bir şekilde ele alınması gerektiğini vurgulamanız çok önemli. Tarımın sadece üretimle değil, aynı zamanda çiftçilerin desteklenmesi, verimlilik artırıcı teknolojilerin yaygınlaştırılması ve sürdürülebilirlik gibi birçok farklı unsuru içerdiği gerçeğiyle ilgili görüşlerinizi tamamen destekliyorum. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı arşivinde yer alan belgelerin tarım politikalarının şekillendirilmesinde nasıl önemli bir rol oynayabileceği noktasında sunduğunuz perspektif, bu alanda ciddi bir reform yapma arzusunun olduğunu gösteriyor. Sizin gibi sektörün detaylarına hakim yazarların bu tür çözüm önerilerini dile getirmesi, tarımın geleceği için umut verici bir adım.
22 senedir iktidarda olan bir yapının, söz edilen bozulmadan sorumlu olduğunu görmezden gelerek yapılan girişimlerinin yetersiz kaldığından söz etmesi çok acınasıdır. Yıllardır önerilen ve liyakatli, donanımlı figürlerin koordinasyonu ile oluşturulması istenen analitik ve sürdürülebilir çözümlerin neden dinlenmediği ise, yine ilk cümlede gizlidir. Velhasıl, bu güdük zihniyetle yol uzun ve zahmetlidir.
Devlet 80’li yıllardan bu yana küçük ve orta boyutta çiftçiliği bitirmek, köylerdeki nüfusu olabildiğince azaltmak hedefini izlemektedir. Bu nedenle ülkemiz tarımı komaya girmiştir ve beyin ölümü gerçeklemiştir. Tez elden son nefesini vermesini isteyenler de bellidir: Her alanda ucuz işgücüne ihtiyacı olan büyük şirketler ile finansal piyasalarda kolay yoldan olağanüstü zenginleşmiş ve çok geniş arazilere ucuza sahip olarak ABD’dekine benzer dev çiftlikler kurmak isteyen büyük sermaye sahipleri.
Aşağıdaki yazı bu konuda somut örnekleri sunmaktadır.
https://www.gazeteduvar.com.tr/tarim-sen-baskani-kocagoz-koyluler-sermaye-icin-iscilestiriliyor-haber-1740686