Önceki Başbakanlardan Binali Yıldırım, Mecliste yaptığı bir konuşmada Türkiye tarımsal üretimde Avrupa’da bir numara deyince, buna da gülüşmeler olunca müstehzi bir ifadeyle tebessüm etmiş, “niye gülüyorsunuz?” demişti. Belli ki, söylediklerine kendisi bile inanmamıştı. Sonraki yıllarda, tarımla ilgili etkisi, yetkisi olan kim çıkarsa kürsüye, aynı yalanı tekrarlayınca zamanla biz bile inanmıştık. Ne diyelim! Yalan güzel olunca insan inanmak istiyor. Özdemir Asaf dizelerinde söylememiş mi?, “Beni öyle bir yalana inandır ki, ömrümce sürsün doğruluğu” Ne güzel söylemiş. Tam da Zülfi yâre dokunmuş.
Bir süredir İspanya’daydık. Tarım havzalarını özellikle de, zeytin üretim bölgelerini gezdik. İspanya’yı zeytin üretiminde dünya birinciliğine götüren yolların taşlarını nasıl döşendiğine tanıklık ettik. Madrid’den başlayıp, Barselona’ya kadar giden alanda, tek bir boşluk bırakılmadan dikilmiş milyonlarca zeytin fidanının bulunduğu zeytin ormanlarını görünce gıptayla iç çektik.
İspanya, AB ülkelerinde üretilen zeytinyağının % 70’ini, küresel üretimin ise % 34,5’ini üretiyor. Ülkede 350 bini aşkın çiftçi zeytin ve zeytinyağı üretimi ile uğraşıyor. 2,75 milyon hektarlık bir alanda zeytin yetiştiriciliği yapılıyor. Bu alanların 2.55 Milyon hektarı ise yağlık zeytin üretiliyor. Hiç kuşku yok ki, zeytinyağı sektörü, İspanyol tarım-gıda sektörünün en önemli bileşeni olmuş. Sektör’ün sadece ekonomik önemi yok. Zeytin adeta İspanyol toplumu için sembol olmuş. En iyi zeytini, en kaliteli zeytinyağını üretmek İspanya toplumu için milli gurur halini almış.
İspanya uzun süredir zeytin üretim alanlarını büyütmek için uzun vadeli tarım politikaları oluşturuyordu. Yatırımlar yapmışlar, teknoloji kullanımı ve dış pazarlara yönelik stratejik planlar hazırlamışlar ve ortaya çıkan sonuç milyonlarca hektarlık alanlarda yetiştirilen zeytin ve sonrasında zeytinyağı üretimi olmuş.
Tüm bunları yaparken, AB’nin Ortak Tarım Politikası (CAP) kapsamında sağlanan sübvansiyonları çiftçilerine doğrudan kullandırmışlar, teşvikler sağlamışlar, makineleşme ve arazi toplulaştırması sağlamak için fonlar oluşturmuşlar. Özellikle arbequina gibi yoğun yağ veren türlerin dikimi teşvik edilmiş, dikim alanlarında damlama sistemlerini kurulmuş, bölgeye sulama barajları ve kanallar oluşturarak verimsiz ya da terk edilmiş tarım alanlarının kullanılır hale getirilmiş.
Tarımsal Araştırma Enstitüleri tarafından yüksek verimli ve hastalıklara dayanıklı zeytin türleri geliştirilmiş ve üretimin kalitesi ve miktarı artırılmış. Bunlardan en önemlisi Arbequina. Rivayete göre, Katalonya bölgesinde 17.yüzyılda yaşayan Castell d’Abbeca’da yaşayan Medinaceli Dükü tarafından keşfedilmiş, sonra da geliştirilmiş. Bizim “halhali zeytini” gibi leblebi büyüklüğünde, ağaçlar yoğun meyve veriyor. Diğer zeytinyağlarına göre, daha hafif, yumuşak ve tatlı bir yağ elde ediliyor. Yemeklerin tadını değiştirmediği için salatada ve yemeklerde tercih ediliyor. Düz arazilere dikiliyor ve sıralı, yoğun, sık dikim sistemi tercih ediliyor. Arbequina makineli tarıma uygun. Hasat zamanında şarap kültürleri nedeniyle ülkede bolca bulunan şaraplık üzüm hasat makineleri aynı işi zeytinde de yapıyor. Sıranın bir ucundan giriyor ve zeytini toplayıp çıkıyor. Arbequina İspanyolların en gurur duydukları zeytin türlerinin başında geliyor. Çok büyük alanlarda arbequina zeytin bahçeleri tesis etmekle birlikte diğer zeytinleri de ihmal etmemişler. Değişik iklimlere uyum gösteren, aroma zenginliği bulunan zeytin ağaçlarını gençleştirmişler, yenilemişler. Sulu tarım yanında susuz, organik tarım yapılan çok sayıda ağaç varlığını korumuşlar.
İspanya’da çiftçi için kooperatif üyesi olmak tarımın olmazsa olmazı haline gelmiş. Bunlardan en önemlisi çok sayıda kooperatifin üst temsilcisi Dcoop. 75.000’den fazla çiftçi ailesini temsil ediyor. 225.000 ton zeytinyağı üretimi ile, küresel zeytinyağı pazarının en önemli oyuncularından birisi haline gelmiş. Bir yandan üyeleri için ucuz zirai girdi temin ederken, çok sayıda üretici kooperatifini bir üst çatı altında birleştirerek, kooperatiflerin hem finansmana erimini kolaylaştırmışlar hem de bu kooperatiflerin ABD pazarındaki alıcılarla ortaklık kurmalarına destek olmuşlar. ABD’ye önemli miktarlarda zeytinyağı pazarlıyorlar. İspanyolların en önemsediği ise Dcoop aracılığıyla yapılan bilgi paylaşımı. Bu yolla hem dünya pazarlarındaki zeytinyağı ile ilgili gelişmelerden anında haberdar oluyorlar, hem de dikim, bakım, hasat ve kaliteli üretim tekniklerini öğreniyorlar.
İspanyollar için tüm bunlar yetmemiş olacak ki, Endülüs Bölgesi Hükümeti, 2024 yılında en büyük üretim bölgesi olan Endülüs’deki zeytin sektörünü güçlendirmek amacıyla Horizon 2027 isimli bir stratejik plan hazırlamış. Plan öylesine iddialı ki, zeytinyağı çiftliklerinin ve endüstrisinin rekabet gücünü artırmak, karlılıklarını yükseltmek, sürdürülebilirliklerini sağlamlaştırmak için yaklaşık 1 milyar avroluk bütçe oluşturmuşlar. Adeta Endülüs’ü zeytinyağının ana vatanı yapmak için milli seferberlik ilan etmişler.
Kalkınma stratejisini geliştirmek için Tarım Balıkçılık Su ve Kırsal Kalkınma Bakanı Ramón Fernández-Pacheco öncülüğünde bölgesel hükümet ile, sektörel kuruluşlar, düzenleyici konseyler ve tarım-gıda kooperatifleri ile çok sayıda çalıştay düzenlemişler. Sonuçta 11 Ana başlık altında 52 sorun belirlemişler ve bu sorunların çözümü ile ilgili çalışmalara hız vermişler.
Bu çalışmaların en önemlisi yenilik, dijitalleşme, uluslararası alanda rekabet gücünü artırma, araştırma ve inovasyondur. Ayrıca sürdürülebilirlik, kaliteye bağlılık ve Endülüs zeytinyağının özgün niteliğini güçlendirmekte en önemli hedefler arasındadır. Zeytinyağının sağlık açısından faydalarının ve Endülüs ekonomisi için önemin de anlatılacağı tanıtım ve bilgilendirme çalışmalarına ağırlık verilmedir.
Hiç vakit geçirmezler. Jaen’de Zeytinyağı Kalite Referans Merkezi (CRAO) kurulur. Zeytin üretimi stratejik sektör ilan edilir. İklim değişikliği ve enerji dönüşümü ile ilgili bilgilendirme toplantıları yapılır. Alınacak tedbirler konuşulur. Kooperatifler ve üreticilerin AB ve Horizon fonlarından nasıl yararlanacaklarına ilişkin bilgilendirme mesajları gönderilir. Yeni dikim sahaları oluşturma, yeni çeşit çalışmaları, sulama tesis kurulumları, teknolojik alt yapı yatırımları ise hız kesmeden devam eder.
Tüm bunlar etkisini göstermiş olmalı ki, İspanya’nın her yerinde zeytin ağacının kutsandığına tanık oluyorsunuz. Zeytinyağını turizm ile, Endülüs tarihini adeta bütünleştirmişler. Nereye gitseniz, hangi masaya otursanız hemen önünüzde bir zeytinyağı şişesi getiriliyor. Her alkollü içeceğin tartışmasız tek mezesi salamura edilmiş yeşil zeytin olmuş. Zeytinyağımızın bir tadına bakın ve fikrinizi söyleyin demek istediklerini hemen hissediyorsunuz.
İspanya’da tüm bunlar olurken, ülkemiz zeytinciliği yürek sızlatıyor.
Marmara’dan, Ege’ye, Akdeniz’den, Güney Doğu Anadolu’ya kadar büyük bir alanda zeytin varlığımız var. Dünyanın en kaliteli çeşitlerine sahibiz. Çiftçimizde büyük bir üretme isteği var ama çiftçimiz bilgiyi sosyal medyada kurduğu platformlardaki tecrübesi olan çiftçilerden edinmeye çalışıyor. Her biri ayrı tezgâh gerektiren yeşilci mi, siyahçı mı yoksa yağ üreticisi üçlemi arasında gidip geliyor. Kaliteli yağ üretmenin nasıl olması gerektiği konusunda hala bilgi edinemiyor. Su yada kola petlerinde pazarlanan zeytinyağı satışlarını önleyemiyor. Tek bir hasat makinemiz yok ama, arbequina çiftlikleri kurmak için hazırlıklar yapıyoruz. Onca zeytin varlığı arasında zeytin türünü sadece “Gemlik”e indirgemek için var gücümüzle çalışıyoruz. Yıllık tüketimimizi hane başına 2 kg.’ın üstüne çıkartamıyoruz. Zeytinyağında kaliteli üretim yapmakta zorlanıyoruz. Markalaşamıyoruz. Ama en önemlisi zeytinlikleri söküp, yerine bina dikiyoruz.
Sonra da Avrupa’da birinci, dünyada onuncuyuz. Bir kez daha diyoruz ki, “Beni öyle bir yalana inandır ki, ömrümce sürsün doğruluğu”


















“Yaparsa İspanya Yapar. Biz de Bakarız.” üzerine 5 yorum
Anadolu’da zeytin alanları çok geniş ve fazlasıyla da ihtiyacımızı karşıladığından olsa gerek, yüce devlet kurumlarımız ve siyasi iktidarlarımız zeytinliklere maden, mermer vs. ruhsatı vermeyi daha uygun görüyorlar. Böylece, asırlardır göz nuruyla el emeğiyle zeytinden geçimini sağlayan köylülerimiz, çiftçilerimiz mülksüzleştiriliyor ve birkaç büyük şirket kolayca servetine servet katıyor. Büyüklerimiz vatana millete hizmeti vatandaştan daha iyi bilir elbette..!!
https://www.instagram.com/reel/DJJexacyGHd/?igsh=MWV4eWVkY3BrNzFhcA==
Hatay Samandağ’da depremzedelerin zeytinlikleri kamulaştırılmadan zulümle yok ediliyor…
Biz ne zaman adam olacağız…
Erhan Bey, İspanya’nın zeytin ve zeytinyağı üretiminde nasıl dünya lideri konumuna geldiğini çok net anlatmışsınız. Maalesef ülkemiz, sizin de işaret etiğiniz çok çeşitli yapısal sorunlar nedeniyle, sahip olduğu potansiyelini kullanamamakta. Umarım, gerçekçi şekilde tespit edilen sorunlarımızın çözümüne yönelik politika, tedbir ve faaliyet setine sahip bir plan kapsamında, kooperatifçiliği, Ar-Ge’yi ve modern üretim tekniklerini öne çıkararak, biz de ülke olarak tarımsal kalkınmada arzu ettiğimiz noktalara ulaşırız.
Yazınızı merakla okudum “Zeytinyağında kaliteli üretim yapmakta zorlanıyoruz. Markalaşamıyoruz. Ama en önemlisi zeytinlikleri söküp, yerine bina dikiyoruz” diye bitiriyorsunuz. Örnek bir (1) yer gösterebilir misiniz?